<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Küçükadımlar Eğitim Yayınları &#187; Veliler</title>
	<atom:link href="http://www.kucukadimlar.com/kitap/veliler/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kucukadimlar.com</link>
	<description>Bir başka WordPress blogu.</description>
	<lastBuildDate>Fri, 07 Oct 2011 14:17:36 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.1</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>&#199;ocukta Dikkat &#199;ekme Mekanizması</title>
		<link>http://www.kucukadimlar.com/ocukta-dikkat-ekme-mekanizmasi.html</link>
		<comments>http://www.kucukadimlar.com/ocukta-dikkat-ekme-mekanizmasi.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Sep 2009 16:57:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gul</dc:creator>
				<category><![CDATA[Veliler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sadikuygun.com.tr/index.php/ocukta-dikkat-ekme-mekanizmasi</guid>
		<description><![CDATA[ Çoğu çocugun ustalıkla kullandığı bir yöntemdir. Bir grubun parçası olamadığına inanan çocuk ilgi ve dikkat çekme amacıyla bu mekanizmayı kullanır. Olumsuz olan ve dikkat çeken bir çok davranış bulunmaktadır.
Mesela, grup içinde bağırarak konuşma, arkadaşlarına sözel ve fiziksel tehditte bulunma, istediği olmayınca bağırarak ağlama, ebeveynin veya yuva eğiticilerinin sinirlenmesini sağlayacak şekilde davranma gibi. Burada önemli [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img style="margin: 0px 10px 0px 0px;" src="http://www.kucukadimlar.com/wp-content/uploads/2009/09/1-3113.jpg" border="0" alt="1 (31)" width="173" height="130" align="left" /> Çoğu çocugun ustalıkla kullandığı bir yöntemdir. Bir grubun parçası olamadığına inanan çocuk ilgi ve dikkat çekme amacıyla bu mekanizmayı kullanır. Olumsuz olan ve dikkat çeken bir çok davranış bulunmaktadır.</p>
<p>Mesela, grup içinde bağırarak konuşma, arkadaşlarına sözel ve fiziksel tehditte bulunma, istediği olmayınca bağırarak ağlama, ebeveynin veya yuva eğiticilerinin sinirlenmesini sağlayacak şekilde davranma gibi. Burada önemli olan yetişkinin de sistem içine çekilmesidir. Çocugun hedefi budur. Yetişkini de oyunu içine çekerek dikkat çekmek ve yetişkinin kendisine hizmet etmesini sağlamak.</p>
<p>Unutulmamalıdır ki çocuk görmemezlikten gelinmek yerine cezalandırılmayı tercih edecektir. Ancak bazen çocuklar olumsuz davranmak yerine yetişkinlerle iş birliğine giderek kendilerinden istenildiği gibi davranırlar. Bu durumda, çocuğun yardım etmek ve katkıda bulunmak için mi yoksa ilgi ihtiyacını karşılamak için mi iş birliği yaptığını kestirmek güçtür.</p>
<p>Dikkat çekme yoluyla ilgiyi üzerinde toplamak öğrenilmiş bir davranış da olabilir. Ebeveyn tutumları sonucu çocuk olumsuz davranarak ilgiyi üzerine çekebileceğini çabuk kavrar ve sürekli olumsuz davranarak ( mesela, isteklerini bağırarak veya ağlayarak belirtir, grup içinde saldırganca davranır, bağırarak konuşur, bir şeyler çalar veya kırar vb.) Yetişkinin ilgisini çeker. Bu gibi durumlarda yetişkin uyanık olmalı, çocugun kendisini sinirlendirmek istediğini açıkça ona ifade etmeli ( beni sinirlendirerek sana ilgi göstermemi istediğini düşünüyorum tarzı)<br />
Empati yaparak çocugun içinde bulunduğu duygu durumunu ( öfke, nefret kırgınlık gibi) anlamaya çalışmalı, kendisinden örnekler vererek çocukla iletişime geçmeli. ( Bende senin yaşındayken annemi böyle kızdırıyordum ancak sonra istediğimi elde edince de hep suçluluk hissettim. Tarzi.. Bu yaklaşım çocuğun kendisiyle ilgili konuşmasına olanak verir.</p>
<p>Kaynak : <a href="http://www.cocukpsikolojisi.net/">http://www.cocukpsikolojisi.net/</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kucukadimlar.com/ocukta-dikkat-ekme-mekanizmasi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#199;ocuk ve Ebeveyn &#199;atışmaları</title>
		<link>http://www.kucukadimlar.com/ocuk-ve-ebeveyn-atismalari.html</link>
		<comments>http://www.kucukadimlar.com/ocuk-ve-ebeveyn-atismalari.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Sep 2009 16:54:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gul</dc:creator>
				<category><![CDATA[Veliler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sadikuygun.com.tr/index.php/ocuk-ve-ebeveyn-atismalari</guid>
		<description><![CDATA[ On üç yaş altındaki çocukların davranışsal problemleri, çocukların ebeveynleriyle ve ailenin diğer üyeleriyle çatışmalar yaşamasına sebep olur. (örn. dışa vurumcu tavırlar, yıkıcı davranışlar, okula gitmeyi reddetme vs.)
2. Çocuğun davranışları, ebeveynler arasında sürekli kavga ve tartışmalara sebep olur, bu durum da ebeveynlerin çocuğa karşı yaklaşımlarını olumsuz etkiler.  
3. Çocuklar ve ebeveynler arasındaki sınırlar zayıflar, güç ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img style="margin: 0px 10px 0px 0px;" src="http://www.kucukadimlar.com/wp-content/uploads/2009/09/1-563.jpg" border="0" alt="1 (56)" width="173" height="206" align="left" /> On üç yaş altındaki çocukların davranışsal problemleri, çocukların ebeveynleriyle ve ailenin diğer üyeleriyle çatışmalar yaşamasına sebep olur. (örn. dışa vurumcu tavırlar, yıkıcı davranışlar, okula gitmeyi reddetme vs.)</p>
<p>2. Çocuğun davranışları, ebeveynler arasında sürekli kavga ve tartışmalara sebep olur, bu durum da ebeveynlerin çocuğa karşı yaklaşımlarını olumsuz etkiler.  </p>
<p>3. Çocuklar ve ebeveynler arasındaki sınırlar zayıflar, güç ve kontrol gibi konularda sorunlar yaşanır, bu da ebeveynlerin görevlerini yeterince yerine getirememesine sebep olur. </p>
<p>4. Çocukların davranışsal sorunları, okuldaki ve komşu çevredeki çocuklara da yayılır; bu durum aileyi strese sokar.</p>
<p>5. Tüm aile üyeleri arasında, evdeki sorunlara bağlı olarak gerilim ve çatışmalar yaşanır. </p>
<p>6. Çocuklar ebeveynler arasındaki ayrılıklardan yararlanır, kendi çıkarları için ebeveynlerden birini diğerine karşı kullanır.</p>
<p>7. Ebeveynler birbirine karşı öfke duyar, ebeveynler öfkeleri sebebiyle birbirlerinin otoritelerini kıracak davranışlar sergilerler, bu durum da çocuğun davranışsal problemlerini daha da arttırır.</p>
<p>Kaynak : <a href="http://www.cocukpsikolojisi.net/">http://www.cocukpsikolojisi.net/</a></p>
<p>&lt;/DIV&gt;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kucukadimlar.com/ocuk-ve-ebeveyn-atismalari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#199;ocuk ve &#214;l&#252;m</title>
		<link>http://www.kucukadimlar.com/ocuk-ve-lm.html</link>
		<comments>http://www.kucukadimlar.com/ocuk-ve-lm.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Sep 2009 16:53:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gul</dc:creator>
				<category><![CDATA[Veliler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sadikuygun.com.tr/index.php/ocuk-ve-lm</guid>
		<description><![CDATA[ 
 Ailenin bir üyesi öldüğünde, tüm çocuklar şöyle ya da böyle bundan etkilenir ve yetişkinlerden farklı davranırlar. Yaşı çok küçük olan çocuklar ölümü anlamakta zorlanabilirler. Sevdiği birini kaybeden bir çocuğun kendini güvende hissetmesi ancak ailedeki en yakın üyelerden gelecek sevgi ve şefkatle mümkündür.
Ölüm acısının ve yaşanan karmaşık duyguların üstesinden gelmek çok güçtür. Küçük çocuklar aileden [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> </p>
<p><img style="margin: 0px 10px 0px 0px;" src="http://www.kucukadimlar.com/wp-content/uploads/2009/09/1-113.jpg" border="0" alt="1 (11)" width="173" height="118" align="left" /> Ailenin bir üyesi öldüğünde, tüm çocuklar şöyle ya da böyle bundan etkilenir ve yetişkinlerden farklı davranırlar. Yaşı çok küçük olan çocuklar ölümü anlamakta zorlanabilirler. Sevdiği birini kaybeden bir çocuğun kendini güvende hissetmesi ancak ailedeki en yakın üyelerden gelecek sevgi ve şefkatle mümkündür.</p>
<p>Ölüm acısının ve yaşanan karmaşık duyguların üstesinden gelmek çok güçtür. Küçük çocuklar aileden birinin ölümüyle ilgili duygularını dile getiremezler. Bu yüzden çocuklar, ölüm hiç olmamış ve kendileri bundan hiç etkilenmemiş gibi davranabilirler. Ölümle ilgili duygularını anlaşılması zor, farklı davranışlarla ve oyunlarıyla belli ederler. Çok küçük çocuklar bile, ifade edememelerine rağmen derin bir yas duygusu yaşarlar.</p>
<p>Okul öncesi yaştaki çocuklar ölümü genellikle geçici bir durum sanarlar. Ölenin geri gelmesinin mümkün olduğuna inanırlar. Çizgi filmlerde ölen ve tekrar yaşama dönen kahramanları gördükleri için bu inancı taşımaktadırlar. Yaşları 5 ila 9 arasında olan çocuklar, ölümü yetişkinler gibi algılamaya daha hazırdırlar ama yine de kendilerinin veya yakınlarının ölebileceğine inanmazlar.</p>
<p>Çocuklar sevdikleri birinin ölümü karşısında nasıl davranırlar?</p>
<p>Yas tepkisi beş aşamadan oluşur. Bunlar şok, korku, öfke, suçluluk ve kederdir. Bu aşamalar, aslında ister çocuk, ister yetişkin, ister doktor, ister hemşire olsun, ölümü yaşayan herkes için geçerlidir. Ancak herkesin bu aşamalardan geçerken gösterdiği davranışlar farklılaşabilir.</p>
<p>Kardeşi ya da anne-babasından biri ölen bir çocuk, çok büyük bir şok yaşayabileceği için bu ölümün gerçek olduğuna inanmaz. Sanki olmamış gibi davranabilir. Aile üyeleri ya da akrabalar, kendileri olayın şokunu üzerlerinden atamadıkları için, çocuğu istemeden ihmal edebilirler. &#8220;Çocuktur&#8221; diye onun neler hissettiği ile ilgilenmeyebilirler. Bu da durumu daha karmaşık hâle getirir.</p>
<p>Anne ya da babasının ölümünden sonra çocuk kendisine şimdi kimin bakacağını merak eder, endişe duyabilir. Sevdiği diğer insanları da kaybedeceğini düşündüğü için yoğun bir korku içinde olabilir. Yakınlarının eteğine yapışır ve sıklıkla kendisini sevip sevmediklerini ya da ne kadar sevdiklerini sorabilir.</p>
<p>Ölen kişi, çocuğun dünyasında çok önemli bir yer tuttuğu ve çocuk kendini onun yanında güvende hissettiği ve o kişinin ölümü ile birlikte bu güven duygusunu yitirdiği için çocuk öfkelenebilir, kızabilir ve saldırganlaşabilir. Bunlar normaldir. Bu öfke onun itiş-kakışmalı oyunlarında, kabuslarında, gergin ve sinirli davranışlarında kendini gösterebilir. Çocuğun öfkesini, ailenin sağ kalan bireylerine yöneltmesi de epey sık görülür.</p>
<p>Annesi ya da babası ölen bir çocuk genellikle, daha küçük bir çocukmuş gibi davranabilir. Bebeksi tavırlarla, sürekli beslenmeyi, kucaklanmayı ve altının bağlanmasını isteyebilir. Konuşması bebek gibi olur parmağını emmeye, kekelemeye ve gece altını ıslatmaya başlayabilir.</p>
<p>BUNLARIN ÇOK DOĞAL AMA GEÇİCİ TEPKİLER OLDUĞUNU UNUTMAYIN.</p>
<p>Küçük çocuklar yakınlarının ölümüne kendilerinin sebep olduğuna inanırlar. Şöyle ki, eğer depremden çok daha önce, kardeşi, anne ya da babasına kızdığı için, yaşının gereği çok doğal bir tepki olarak, &#8220;keşke ölse&#8221; diye düşünmüşse bu dileğinin gerçekleştiğini sanar ve bundan büyük bir suçluluk duyabilir. Çocuk baş ve mide ağrısı çekebilir, kendisinin de öleceğinden korkabilir. Daha büyük çocuklar ölen kişiyi taklit edici davranışlar içine girebilir. Çocuğun ölüm olayı karşısında gösterebileceği bu davranışların hepsi normaldir. Bu tür bir yas sürecinden geçen kişi için zaman önemli bir faktördür. Uzmanlara göre, çocuğun önemli bir ölüm olayının ardından 6 ay sonra, artık yavaş yavaş normal davranışlarına dönmesi ve günlük yaşantısını sürdürmesi beklenir. Ancak aileler, bu davranışların yanında, normal olmayan belirtilerin de farkında olmalıdırlar. Ölümü izleyen haftalarda, bazı çocukların ölen yakınının sağ olduğu konusunda ısrar etmesi doğaldır. Ama ölümün uzunca bir süre inkar edilmesi veya ölenin arkasından ağlayıp üzülmekten kaçınma, üzüntüyü uzun bir süre bastırmak, sağlıklı tepkiler değildir. Bu davranışlar, daha ileride kendini ciddi sorunlar hâlinde gösterebilir. Eğer bu altı aylık süre sonunda, söz konusu tepkiler devam ediyorsa ve aşağıdaki türden belirtiler varsa, çocukla ilgilenen kişilerin bir öğretmen, çocuk doktoru ya da bir ruh sağlığı uzmanından yardım istemeleri yararlı olacaktır.</p>
<p>Çocuğun altı aydan daha uzun sürecek şekilde, gündelik olaylar ve faaliyetlerle ilgilenmemesi, her şeye karşı ilgisiz olması;</p>
<p>Altı aydan daha uzun bir süre, &#8220;bebeksi&#8221; davranışlarını sürdürmesi;</p>
<p>Ölen kişinin davranışlarını aşırı şekilde taklit etmesi, sürekli onunla beraber olmak istediğini tekrarlaması;</p>
<p>Arkadaşlarından uzaklaşması;</p>
<p>Okul başarısının çok önemli bir şekilde gerilemesi; okula gitmek istememesi;</p>
<p><strong>Ölüm Olayının Çocuğa Söylenmesi</strong></p>
<p>Sevilen birinin ölümünün ardından geride kalanlar için en zor işlerden biri, bu konuyu çocuğa söylemektir. Aile üyeleri zaten kendileri kederliyken, bu sorun pekişmektedir.</p>
<p>Ölümü kabul etmek ve bu üzüntünün üstesinden gelmek, pek çok yetişkin için bile çözülmesi zor bir sorun olduğundan, onlar çocuklarında bu konuyla baş edemeyeceğine inanırlar. Ölümle ilgili konuşmalardan, törenlerden çocuğu uzak tutmaya çalışarak, onu koruyacaklarını sanarlar. Asıl bu durum çocukları endişelendirir, şaşkınlık yaşamalarına ve kendilerini yalnız hissetmelerine yol açar. Çevrelerindeki insanlardan en çok destek ve güvence istedikleri bir zamanda, zihinlerini kurcalayan pek çok soruyla baş başa kalırlar. Bu sorulardan bazıları arasında: &#8220;Bana şimdi kim bakacak?&#8221;,<br />
&#8220;Babam/annem/kardeşim/dedem, vb. neden öldü?&#8221;, &#8220;Ne zaman gelecek?&#8221; gibi sorular bulunmaktadır. Çocukların bu sorularına, onların anlayabileceği tatlı bir dille, olabildiğince gerçek ama basit cevaplar verin. Örneğin, 5 yaşından küçük bir çocuğa, ölen kişinin, uzun bir yolculuğa çıktığını, bu yolculuğun bildiğimiz yolculuklardan farklı olduğunu, o yüzden kendisine veda edemediğini ama her zaman bizi sevmeye devam edeceğini, bizi düşüneceğini söyleyebilirsiniz. Eğer çocuk 6 yaşında ya da daha büyük ise, ölümü, diğer canlıların (bir çiçek veya bir hayvan gibi) ölümü ile ilgili bir örnek vererek açıklayabilirsiniz.</p>
<p>Ölümün ardından olabildiğince kısa bir sürede gündelik yaşantıya dönün. Kimsenin kendisini bırakmayacağına, onu sevip bakacağına inanabilmesi için, şefkat ve ilginizi sık sık, çok açık bir biçimde gösterin. Sorularına yanıt vermiş olsanız bile o size tekrar tekrar sorabilir.</p>
<p>Sabırlı davranın ve sorularını tekrar tekrar yanıtlayın. Bazen çocuğun sorularının cevaplanması kadar sormaya cesaret edemediği ancak sizin sezdiğiniz ihtiyaçları da önemli olabilir. Bunların hepsi için çocuğu tatmin edecek şekilde açıklama yapmaya dikkat edin. Örneğin &#8220;Babam ne zaman geri gelecek?&#8221; sorusunun altında,&#8221;Bize kim bakacak?&#8221;, &#8220;Bizi kim koruyacak?&#8221; korkusu olabileceğinden, yanıtınız şöyle olabilir: &#8220;Yavrum, baban maalesef geri gelmeyecek, biz onu artık göremeyeceğiz ama hep seveceğiz. Hep düşüneceğiz. Ama merak etme hayatımız çok fazla değişmeyecek, sen okuluna gidebileceksin, arkadaşlarınla oyun oynamayı sürdürebileceksin. Ben de hep yanında olacağım ve seni koruyacağım.&#8221;</p>
<p>Çocuk böyle bir durumda yapılması gereken uygun davranışların da ne olduğunu bilemeyebilir. Sorular sorması, hissettiklerini söylemesi için cesaret verin. Kendi başınızdan geçmiş ölüm olaylarında neleri merak ettiğinizi; ailedeki bu kayıpla ilgili olarak yaşadığınız duyguları paylaşın. Ama asla, &#8220;Metin olmalısın, ağlamamalısın, sen ağlarsan o da üzülür gibi&#8221; sözlerle, neler hissetmesi, neler hissetmemesi gerektiğini söylemeyin.</p>
<p>Size sevgisini göstermesine izin verin. Yakın bir zamanda sevdiği başka insanların ölmeyeceği konusunda güvence verin. Ölüm olayının çocuğun o kişiye yönelik herhangi bir kızgınlığıyla ya da öfkesi  ile ilişkili olmadığını özellikle vurgulayın.</p>
<p>Ölen kişinin ölümünden sonra yapılacak törenlere şu ya da bu şekilde çocuğun da katılmasını sağlayın. Cenaze töreninin ne olduğu ve neden yapıldığını ona açıklayın, fakat gelmesi için ısrar etmeyin. Korku içinde olan bir çocuğu cenaze törenine gitmesi için zorlamak doğru değildir. Onun yerine, dua etmesi, bir süre sonra ziyaret etmek amacıyla kabristana götürülmesi uygun olacaktır.</p>
<p>Çocuklar bir kez ölümü kabullendiklerinde, yaşadıkları kederi, zaman zaman ve bazen de hiç beklenmedik anlarda ifade edeceklerdir ve bu uzun sürebilir. Geride kalan akrabaların, çocukla birlikte olabildiğince fazla zaman geçirmeleri, ona korku ve üzüntülerini açıklamak için fırsat tanımaları çok yararlıdır. Ancak özellikle okul çağındaki ve daha büyük çocukların, istedikleri zaman yalnız kalmalarına da izin verin. Zaman zaman üzüntülerini kendi başlarına yaşamak istemelerini anlayışla karşılayın.</p>
<p>Kaynak : <a href="http://www.cocukpsikolojisi.net/">http://www.cocukpsikolojisi.net/</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kucukadimlar.com/ocuk-ve-lm.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#199;ocuk İ&#231;in İnternet Kullanımı &#214;nerileri</title>
		<link>http://www.kucukadimlar.com/ocuk-iin-internet-kullanimi-nerileri.html</link>
		<comments>http://www.kucukadimlar.com/ocuk-iin-internet-kullanimi-nerileri.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Sep 2009 16:22:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gul</dc:creator>
				<category><![CDATA[Veliler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sadikuygun.com.tr/index.php/ocuk-iin-internet-kullanimi-nerileri</guid>
		<description><![CDATA[
1
Internette sohbet ederken, mesaj panosuna mesaj gönderirken ya da mektup arkadaşınızla mektuplaşırken, adınız, soyadınız, adresiniz, telefon numaranız gibi kişisel bilgilerinizi ve kredi kartı numaranızı asla vermeyin.
2
Diğer kişilere Internette kullandığınız adınızı ya da parolanızı söylemeyin.
3
Web sitesinin &#8220;Güvenlik Politikası&#8221;na bakın ve sitenin sizden istediği bilgileri ne amaçla kullanacağını öğrenin.
4
Internette ailenizle birlikte gezinin. Eğer ailenizin zamanı uygun değilse, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img style="margin: 0px 10px 0px 0px;" src="http://www.kucukadimlar.com/wp-content/uploads/2009/09/1-423.jpg" border="0" alt="1 (42)" width="173" height="219" align="left" /></p>
<p>1</p>
<p>Internette sohbet ederken, mesaj panosuna mesaj gönderirken ya da mektup arkadaşınızla mektuplaşırken, adınız, soyadınız, adresiniz, telefon numaranız gibi kişisel bilgilerinizi ve kredi kartı numaranızı asla vermeyin.</p>
<p>2</p>
<p>Diğer kişilere Internette kullandığınız adınızı ya da parolanızı söylemeyin.</p>
<p>3</p>
<p>Web sitesinin &#8220;Güvenlik Politikası&#8221;na bakın ve sitenin sizden istediği bilgileri ne amaçla kullanacağını öğrenin.</p>
<p>4</p>
<p>Internette ailenizle birlikte gezinin. Eğer ailenizin zamanı uygun değilse, ziyaret ettiğiniz siteleri ailenize söyleyin.</p>
<p>5</p>
<p>Ziyaret ettiğiniz sitenin &#8220;Güvenlik Politikası&#8221;nı ailenize söyleyin. Böylece siz ve aileniz, sizin hakkınızda istenen bilgilerin, sitede ne amaçla kullanılacağı konusunda bilgi sahibi olacaksınız.</p>
<p>6</p>
<p>Bir aktiviteye ya da oyuna katılabilmeniz için sitenin çok fazla kişisel bilgiye ihtiyacı yoktur. Bu nedenle gereğinden fazla bilgi vermeyin, gerekirse siteyi terkedin.</p>
<p>7</p>
<p>Bazı insanların kötü niyetli olabileceklerini ve çocuk olmadıkları hâlde çocuk gibi davranabileceklerini unutmayın. Bu nedenle Internette tanıştığınız kişileri ailenize söyleyin. Ayrıca yeni tanıştığınız kişilerden aldığınız mesajları ailenize gösterin ve onların onayı olmadan bu mesajlara cevap vermeyin.</p>
<p>8</p>
<p>Ailenize sormadan Internet aracılığıyla hiçbir şey satın almayın ve hiçbir koşulda kredi kartı numarası vermeyin.</p>
<p>9</p>
<p>Ailenizle konuşmadan Internet aracılığıyla sorulan sorulara cevap vermeyin. Hiçbir formu doldurmayın ya da hiçbir yarışmaya katılmayın. Ayrıca girdiğiniz sitenin bir güvenlik politikası olup olmadığını kontrol edin ve verdiği bilgilerin başkaları ile paylaşılmayacağı konusunda güvence verip vermediğine bakın. Aksi hâlde hiçbir şekilde kişisel bilgi vermeyin.</p>
<p>10</p>
<p>Internette hiçbir tartışmaya ya da kavgaya katılmayın. Eğer biri sizinle tartışmaya ya da kavgaya yeltenirse, ona cevap vermeyin ve ailenizi konudan haberdar edin.</p>
<p>11</p>
<p>Eğer hoşlanmadığınız bir şeye rastlarsanız ya da ailenizin, sizin görmenizden hoşlanmayacağını düşündüğünüz bir şeye rastlarsanız, geri tuşuna basın ya da oturumdan çıkın.</p>
<p>12</p>
<p>Eğer bazı kişilerin çocuklara söylenmemesi gereken bir şey söylediğine rastlarsanız ailenize söyleyin.</p>
<p>13</p>
<p>Internetle ilgili konular hakkında hiçbir şeyi ailenizden saklamayın.</p>
<p>14</p>
<p>Eğer birisi size resim gönderir, gitmemeniz gereken bir siteyi ziyaret etmenizi önerir ya da uygun olmayan bir dille konuşmayı önerirse, ailenizi durumdan haberdar edin.</p>
<p>15</p>
<p>Eğer birisi yapmamanız gereken bir şeyi yapmanızı isterse, ailenize söyleyin.</p>
<p>16</p>
<p>Ailenizin onayı olmadan internette tanıştığınız hiç kimseyi aramayın.</p>
<p>17</p>
<p>Aileniz yanınızda olmadan ve onaylamadan Internette tanıştığınız kimseyle buluşmayın.</p>
<p>18</p>
<p>Internette tanıştığınız kimseye, ailenizin izni olmadan hiçbir şey göndermeyin.</p>
<p>19</p>
<p>Eğer Internette tanıştığınız birisi size herhangi bir şey gönderirse ailenize söyleyin.</p>
<p>20</p>
<p>Internette iyi bir dil kullanın ve nazik olun.</p>
<p>21</p>
<p>Sadece şaka yapıyor olsanız bile kimseyi korkutmayın ya da tehdit etmeyin.</p>
<p>22</p>
<p>Ailenizin sizin güvenliğinizi ve sağlığınızı düşündüklerini bilin. Bilgisayar ve Internet konusundaki kurallara uyma konusunda ailenizle iş birliği içinde olun ve Internet yüzünden başınıza ne gelirse gelsin onlara söyleyin.</p>
<p>Kaynak : <a href="http://www.cocukpsikolojisi.net/">http://www.cocukpsikolojisi.net/</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kucukadimlar.com/ocuk-iin-internet-kullanimi-nerileri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tek &#199;ocuk Ve Tek &#199;ocuklu Aileler</title>
		<link>http://www.kucukadimlar.com/tek-ocuk-ve-tek-ocuklu-aileler.html</link>
		<comments>http://www.kucukadimlar.com/tek-ocuk-ve-tek-ocuklu-aileler.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Sep 2009 16:18:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gul</dc:creator>
				<category><![CDATA[Veliler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sadikuygun.com.tr/index.php/tek-ocuk-ve-tek-ocuklu-aileler</guid>
		<description><![CDATA[Tek çocuklu aile sayısı her geçen gün artmaktadır. Gerek sosyo-ekonomik gerekse ailelerin birden fazla çocuğa yeterli ilgiyi gösterememe kaygıları tek çocuklu aile sayısının artmasına neden olmaktadır.
Tek çocukla yetinen aileler genellikle çocuk sahibi olmaya fazla değer veren ve çocuk yetiştirme konusunda kaygıları olan ailelerdir. Bu aileler çocuklarının gelişim dürtülerini engellememeye, zihinsel ve psikolojik gelişimlerini desteklemeye önem [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img style="margin: 0px 10px 0px 0px;" src="http://www.kucukadimlar.com/wp-content/uploads/2009/09/1-323.jpg" border="0" alt="1 (32)" width="173" height="230" align="left" />Tek çocuklu aile sayısı her geçen gün artmaktadır. Gerek sosyo-ekonomik gerekse ailelerin birden fazla çocuğa yeterli ilgiyi gösterememe kaygıları tek çocuklu aile sayısının artmasına neden olmaktadır.</p>
<p>Tek çocukla yetinen aileler genellikle çocuk sahibi olmaya fazla değer veren ve çocuk yetiştirme konusunda kaygıları olan ailelerdir. Bu aileler çocuklarının gelişim dürtülerini engellememeye, zihinsel ve psikolojik gelişimlerini desteklemeye önem verirler. Bu kaygıyla çocuklarını çok koruyup kollama eğiliminde olabilirler. Ortaya çıkabilecek her türlü problemde kendilerinde bir hata arama eğilimindedirler. Bu da çocuğa uygulayacakları disiplinde dengesizliklere yol açabilir. Örneğin çocuğun her isteğini karşılamaya çalışmak, tüm kararları çocuğa verdirtmek büyük sorunlara neden olabilir. Çünkü çocuklar kendi ihtiyaçlarının karşılanmasında diretseler de bir şekilde sınırlandırılmaya ihtiyaç duyarlar. Davranışlarına, yaşlarına uygun sınırlar getirildiğinde daha huzurlu, daha yaratıcı olurlar. Her konuda kendi istedikleri olsun, kendileri karar versin isterler ama bu kararların ya da davranışların sonucunun sorumluluğunu almaya hazır olmayabilirler. Bu da çocuğun başarısızlık yaşamasına ve ortaya çıkan tatsız durumdan ötürü suçlanmasına, &#8220;Sen istedin böyle oldu&#8221; gibi suçlanmalara neden olabilir.</p>
<p>Tek çocuklar bütün çocuklar gibi uygun anne-baba tutumuyla problemsiz bir yaşam sürdürebilirler. Unutulmaması gereken konu çocuk sayısının değil anne-baba tutumunun önemli olduğudur.</p>
<p>İlk üç yılda bütün çocuklar tek bir kişinin sürekli ilgisine muhtaçtırlar. Ve mümkün olduğunca anne ile temaslarının yoğun olması önemlidir. Bu dönemde çocukların bu tek kişilik yoğun ilgi ihtiyacı karşılanabilirse bu dönemi sağlıklı bir şekilde geçirirler. Ancak üç yaşından sonra tam bir sosyalleşme ve birey olma dönemine girilir. Yuva vb. gibi sosyal bir kuruma gitmek bu dönemde çocuğun sosyal ihtiyaçlarını karşılamak için önemlidir. Eğer çocuk böyle bir kuruma gidebilirse yine tek çocuk olmak bir sorun yaratmaz. Çünkü yaşıtlarıyla ya da başka çocuklarla bir arada olma, oyun oynama ve yaşantıdan deneyim kazanma ihtiyacı bu kurumlarda karşılanabilmektedir. Ancak çocuk üç yaşına gelmiş olmasına rağmen hala sadece yeşitkinlerle birlikte oluyorsa, çocuklarla zaman geçirme fırsatı verilmiyorsa, bu durum çocuğun sosyelleşmesini ve yaşıtlarıyla sağlıklı ilişkiler kurabilmesini geciktirebilir. Çünkü çocuk paylaşmayı, beklemeyi, dinlemeyi, kurala uymanın önemini ve bir gruba ait olmanın keyfini en etkili çocuklarla yaşadığı deneyimde öğrenebilir.</p>
<p>Diğer yetişkinleri ise ya bir şekilde kontrol etme eğilimindedir ya da onlara itaat etmeye mecbur bırakılır. Ayrıca sürekli anne-babasıyla ya da ailedeki diğer yetişkinlerle olmaya alışan çocukta güven gelişimi de olumsuz etkilenir. Başka ortamlarda da kendine güvenemez, anne-babaya bağımlı kalabilir. Bu da yetersizlik duygusu geliştirmesine neden olabilir ya da her ortamda ayrıcalıklı olmak ister. Olamadığında ise mutsuz olur ve sorun çıkarabilir. Ayrıca sadece yetişkinlerle olan çocuklar kendilerine yetişkinleri model aldıkları için kendilerinden beklentileri yüksek olabilir ve mükemmeliyetçi bir yapıya sahip olabilirler. Bu da en ufak hatalarında mutsuz olmalarına ve başaramama endişesine dönüşebilir. Bu nedenle yeni şeyleri ve durumları deneme konusunda, başaramama korkusuyla çekingen davranabilirler.</p>
<p>Tek çocuklu ailelerde çocuk için ayrılan özel zaman miktarı ister istemez çok çocuklu ailelere göre daha fazladır. Aileler zamanlarını iyi organize ederlerse çocuğun her tür psikolojik ihtiyacını karşılamaları için gerekli fırsatı bulabilirler. Tek çocuk olmanın belkide en önemli avantajı budur.</p>
<p>Ancak anne-babanın çocuğun üzerine çok fazla düşmesi ve çocuğun sürekli gözlem altında olması , serbest deneyimler yaşamasına fırsat verilmemesi, en az ilgisizlik kadar olumsuz sonuçlar doğurabilir.</p>
<p>Anne ve babanın söz birliği içinde ortak bir disiplin anlayışı geliştirmeleri şarttır. Çocuğun istenmeyen bir davranışı bir ebeveyn tarafından engellenmeye çalışıldığında diğer ebeveynin müdahale edip çocuğun bu davranışını sürdürmesine izin vermesi hem çocuğun kural öğrenememesine neden olur hem de anne-baba arasında çatışmalara neden olur. Bu durumda sorun yaşanmasına neden olan çocuk suçluluk duyguları yaşayabilir.</p>
<p><strong>Tek Çocukların İleriki Yaşamları Nasıl Etkilenir?</strong></p>
<p>Tek çocuk olarak benmerkezciliği pekiştirilen, ilgi merkezi olmaya alıştırılan; her ihtiyacı, hiç geciktirilmeden karşılanan, sosyalleşmesine fırsat verilmeyen bir çocuk aynı ilgiyi ileriki yaşantısında da isteyecektir. Girdiği sosyal ortamlarda, okulda, işte, yakın ilişkilerinde aynı ilgiyi göremediğinde, öncelikli konuşma, karar verme hakkı ona verilmediğinde hayal kırıklığı, öfke yaşayabilirler, çevrelerine agresif davranabilirler. Ya da tam tersi olarak yeterince sevilmeye değer olmadıklarını düşünüp içe kapanabilirler. Doyumsuz olabilirler, çabuk bıkarlar, mutlu olmaları birçok koşula bağlı olduğundan kolay mutlu olamazlar, paylaşmakta zorluklar yaşayabilirler. Sosyal ortamlarda kabul görmeyebilir, dışlanabilirler. İhtiyaç ve istekleri başkalarının istek ve ihtiyaçlarıyla çakıştığında erteleyemezler. Annelerine bağımlılıkları uzun sürebilir. Eleştiriye tahammülsüz olabilirler. Okulda ve iş yaşamında sebatsızlıklar ve uyum sorunları olabilir.</p>
<p>Unutulmamalıdır ki, bütün bu sorunlar aslında sadece tek çocuk olduğu için değil uygun olmayan anne-baba tutumları söz konusu olduğu için yaşanan sorunlardır.</p>
<p><strong>Tek Çocuklu Aileler Neler Yapmalı?</strong></p>
<p>Tek çocuğa; öncelikle tek çocuk olarak değil, çocuk olarak davranın. Unutmayın ki sizin onun tek olmasıyla ilgili kaygılarınızı çocuğunuz hissedecektir.</p>
<p>Standart disiplin yöntemlerini uygulayın, yaşına uygun kurallar koyun; bu kuralları kararlılık içinde uygulayın. Çocuk kurala uymanın keyfini, bundan yaşayacağı kabulün mutluluğunu yaşasın.</p>
<p>Beklemeyi, sabretmeyi öğretin; her istediğini anında karşılama çabasına girmeyin. Uygun olan; gerekli olduğunu düşündüğünüz isteklerini karşılayın. İsteklerinin yaşına ve sizin koşullarınıza uygun sınırları olmasını sağlayın.</p>
<p>Üç yaşından sonra yaşıtlarıyla ya da başka çocuklarla bir arada olmasını sağlayın. Yuvaya gönderme imkanınız yoksa bile çocuğu olan ailelerle görüşüp çocukların bir arada olmasına, oyun oynamalarına, arkadaşlıklar kurmalarına fırsat verin.</p>
<p>Onunla iyi iletişim kurun. Yalnız veya mutsuz hissettiğinde size duygularını anlatabilecek kadar yakın hissetmesini sağlayın.</p>
<p>Yababileceğinden fazla şey beklemeyin. Hep mükemmel olmaya çalışmak çocuğu yorar ve başarısızlık korkusu artar.</p>
<p>Çocuğa söz hakkı verin ama bu, tüm kararları çocuğa aldırmak şekline dönüşmesin. Size uygun karar alternatiflerini sunun, çocuk sizin alternatiflerinizden birisini seçsin (örneğin; bu arabayı alamayız, paramız yetmiyor ama bu uçağı ya da gemiyi alabiliriz gibi)</p>
<p>Bireyselliğinin gelişmesini destekleyin. Giyinme, soyunma, yemek yeme, temizlik gibi her türlü özbakımını yapmasına fırsat verin. Evde sorumlulukları olsun; size bağımlı olmadan kendi ihtiyaçlarını karşılaması için destekleyin.</p>
<p>Anneanne, babaanne gibi aile büyükleri genelde çocukların benmerkezciliklerini pekiştirici tarzda davranırlar onlara engel olun, sizin kullandığınız yöntemleri kullanmalarını sağlayın. Unutmayın ki çocuğunuzun psikolojik sağlığının ve kişilik gelişiminin birinci derecede sorumlusu onlar değil sizsiniz.</p>
<p>Kaynak : <a href="http://www.cocukpsikolojisi.net/">http://www.cocukpsikolojisi.net</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kucukadimlar.com/tek-ocuk-ve-tek-ocuklu-aileler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#199;ocuk Ne Yaşarsa Onu &#214;ğrenir</title>
		<link>http://www.kucukadimlar.com/ocuk-ne-yasarsa-onu-grenir.html</link>
		<comments>http://www.kucukadimlar.com/ocuk-ne-yasarsa-onu-grenir.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Sep 2009 16:17:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gul</dc:creator>
				<category><![CDATA[Veliler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sadikuygun.com.tr/index.php/ocuk-ne-yasarsa-onu-grenir</guid>
		<description><![CDATA[Eğer bir çocuk sürekli eleştirilmişse
Kınama ve ayıplamayı öğrenir.
Eğer bir çocuk kin ortamında büyümüşse
Kavga etmeyi öğrenir
Eğer bir çocuk alay edilip aşağılanmışsa
Sıkılıp utanmayı öğrenir.
Eğer bir çocuk hoşgörüyle eğitilmişse
Sabırlı olmayı öğrenir.
Eğer bir çocuk desteklenip yüreklendirilmişse
Kendine güven duymayı öğrenir.
Eğer bir çocuk övülmüş ve beğenilmişse
Takdir etmeyi öğrenir.
Eğer bir çocuk hakkına saygı gösterilerek büyütülmüşse
Adil olmayı öğrenir. Eğer bir çocuk devamlı utanç [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><img style="margin: 0px 10px 0px 0px;" src="file:///C:/Documents and Settings/Administrator/Application Data/Windows Live Writer/PostSupportingFiles/43334df0-bab9-461b-9183-47a5d179e3cc/couck[2].jpg" border="0" alt="couck" width="173" height="130" align="left" />Eğer bir çocuk sürekli eleştirilmişse<br />
Kınama ve ayıplamayı öğrenir.<br />
Eğer bir çocuk kin ortamında büyümüşse<br />
Kavga etmeyi öğrenir<br />
Eğer bir çocuk alay edilip aşağılanmışsa<br />
Sıkılıp utanmayı öğrenir.<br />
Eğer bir çocuk hoşgörüyle eğitilmişse<br />
Sabırlı olmayı öğrenir.<br />
Eğer bir çocuk desteklenip yüreklendirilmişse<br />
Kendine güven duymayı öğrenir.<br />
Eğer bir çocuk övülmüş ve beğenilmişse<br />
Takdir etmeyi öğrenir.<br />
Eğer bir çocuk hakkına saygı gösterilerek büyütülmüşse<br />
Adil olmayı öğrenir. </strong><strong>Eğer bir çocuk devamlı utanç duygusuyla eğitilmişse<br />
Kendini suçlamayı öğrenir.<br />
Eğer bir çocuk güven içinde yetişmişse<br />
İnançlı olmayı öğrenir.<br />
Eğer bir çocuk kabul ve onay görmüşse<br />
Kendini sevmeyi öğrenir.<br />
Eğer bir çocuk aile içinde dostluk ve arkadaşlık görmüşse<br />
Bu dünyada mutlu olmayı öğrenir.<br />
</strong>Kaynak : <a href="http://www.cocukpsikolojisi.net/">http://www.cocukpsikolojisi.net/</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kucukadimlar.com/ocuk-ne-yasarsa-onu-grenir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Babalık Ve Kariyer</title>
		<link>http://www.kucukadimlar.com/babalik-ve-kariyer.html</link>
		<comments>http://www.kucukadimlar.com/babalik-ve-kariyer.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Sep 2009 16:16:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gul</dc:creator>
				<category><![CDATA[Veliler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sadikuygun.com.tr/index.php/babalik-ve-kariyer</guid>
		<description><![CDATA[ Yakın bir geçmişe kadar toplumun aile içinde kadın ve erkeğe yüklediği geleneksel roller gereği babalar, iş hayatı ve aile hayatı arasında bocalama durumunu anneler kadar yoğun yaşamıyordu. Çünkü bu toplumsal roller gereği yeni doğan bebeğin bakımı, yeni hayatına sosyal ve fiziksel uyumunun sağlanması, duygusal ve fiziksel ihtiyaçlarının karşılanması gibi sorumlulukları üstlenen ve gerektiğinde işinden [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img style="margin: 0px 10px 0px 0px;" src="http://www.kucukadimlar.com/wp-content/uploads/2009/09/5553.jpg" border="0" alt="555" width="173" height="173" align="left" /> Yakın bir geçmişe kadar toplumun aile içinde kadın ve erkeğe yüklediği geleneksel roller gereği babalar, iş hayatı ve aile hayatı arasında bocalama durumunu anneler kadar yoğun yaşamıyordu. Çünkü bu toplumsal roller gereği yeni doğan bebeğin bakımı, yeni hayatına sosyal ve fiziksel uyumunun sağlanması, duygusal ve fiziksel ihtiyaçlarının karşılanması gibi sorumlulukları üstlenen ve gerektiğinde işinden fedakarlık yapan büyük ölçüde anne olurken; baba işine öncelik vererek ailesine maddi destek sağlamakla yükümlüydü. Ancak günümüzde çocukların bakım ve yetiştirilmesinde babaların da aktif katılımı gittikçe önem kazanmaktadır. Özellikle ebeveynliğin ilk yıllarında anne babanın çocukla beraber vakit geçirmeye özen göstermesi hem çocuğun hem de ebeveynlerin gelişimleri açısından önemlidir. Çocuğun duygusal ve fiziksel olarak anne-babaya ihtiyaç duyduğu her an onun yanında bulunabilmek ebeveynler için full-time bir iş sayılabilir. Bu sebeple de bir baba olarak işinize ayırmanız gereken zamanla çocuğunuza ayırmak istediğiniz zamanı dengelemede zorluklar yaşayabilirsiniz.</p>
<p>Ayrıca bebekle daha fazla vakit geçirdiği için anneyle bebek arasında ilk başlarda oluşan yakınlığa dahil olamama ve anneye göre bebek bakımı hakkında çok daha bilgisiz ve tecrübesiz olma gibi sebepler bir baba olarak başlarda biraz dışlanmış hissine kapılmanıza yol açabilir. Ama bu durum aslında son derece normaldir ve bebeğinizle bir süre vakit geçirip onu tanımaya, onun bakımı ve gelişimi ile ilgili detayları öğrenmeye başladıkça bu dışlanmışlık ve yabancılık duygusu kendiliğinden yok olacaktır.</p>
<p>İş hayatınızdaki stres bulaşıcıdır. İş yerinde yaşadığınız stresi, sorunları farketmeden eve yansıtıyor olabilirsiniz. Bu durum hem eşinizi hem çocuklarınızı olumsuz etkileyecektir.</p>
<p>İş stresinizi eve mümkün olduğunca az yansıtmak ve işinizle çocuklarınıza aıyrdığınız zaman arasında sağlıklı bir denge kurabilmek için size birkaç küçük ipucu:</p>
<p>• Patronunuzla öncelikleriniz hakkında konuşmayı deneyin. Aileniz ve çocuklarınızla geçirdiğiniz zamanın sizin için ne kadar değerli olduğunu anlatmaya çalışın ve mümkünse iş programınızı aile düzeninize uygun biçimde oluşturmaya çalışın. Patronunuza işinizin sizin için çok önemli olduğunu ancak iş hayatındaki performansınızın da ailenizdeki mutluluğunuzla doğru orantılı olduğunu belirtmeniz de faydalı olabilir.<br />
• Stresli bir iş günü sonunda eve dönüyorsanız, eve girmeden önce (ofiste ya da arabanızdayken olabilir) kendinizi rahatlatmak, kafanızı boşaltmak için kısa bir süreyi kendinize ayırın. Böylelikle eve girdiğiniz andan itibaren sizi bekleyen çocuklarınızla paylaşabilecek enerjiyi toplamış olursunuz.<br />
• Eşinizle sürekli iletişim hâlinde olun ve işinizde yaşadığınız stresi, iş ve aile arasında dengeyi kurmada yaşadığınız zorlukları ona, yakınmadan, anlayışlı bir tarzda anlatmayı deneyin. Unutmayınki eşiniz ve siz bir takımsınız. Eğer eşiniz iş yaşamınızla ilgili bilgi sahibi olursa size olan desteği ve anlayışı artacak ve size elinden geldiğince yardımcı olmaya çalışacaktır. (örneğin eve geldiğiniz ilk dakikalarda çocukları biraz oyalayarak bu arada sizin kendinizi toparlamanıza ve iş stresinden sıyrılıp ev ortamına adapte olmanıza zaman verebilir.)<br />
• Eşinizden sürekli olarak sizin işte bulunduğunuz sürede çocuklarınızın günü nasıl geçirdiğine dair bilgi alın. Çocuğunuza siz yokken oynadığı bir oyun ya da izlediği bir filmle ilgili sorular sorup yorumlar yapmanız, ayrı olduğunuz zaman dilimlerinde bile onunla ilgilendiğinizi hissetirecektir.<br />
• Gün içerisinde ofisten çocuklarınızı arayıp okuldaki sınavın ya da basketbol maçının nasıl geçtiğini sorun, günlük aktivitelerini yanında olmasanız da takip etmeye çalışın.<br />
• Eğer mümkünse çocuğunuzu birkaç kez iş yerinize götürüp yaptığınız işleri ve bunları neden yapmak zorunda olduğunuzu açıklamaya çalışın. Sizi kendinden ayrı tutan bu ortamı tanıyıp anlaması aranızdaki yakınlığı güçlendirecektir.<br />
• Eşinizle bir anlaşma yapın ve günlük sorunları ya da çocukların disiplini ile ilgili konuları eve girdiğiniz ilk saatlerde tartışmamaya özen gösterin. Eve girer girmeniz çocuklarınızın o günkü yaramazlıklarını ve günlük problemleri dinlemek durumunda kalmanız çocuklarınıza iş dönüşü verebileceğiniz ilk tepkilerin negatif olmasına yol açabilir. Oysa birkaç saat eşiniz ve çocuklarınızla güzel vakit geçirdikten sonra bu tür sorunlarla ilgilenirseniz daha yapıcı çözümler bulabilir, aile içinde daha ılımlı bir hava yaratabilirsiniz.<br />
• Eğer sıklıkla iş seyahatine çıkmak zorunda kalıyorsanız, her defasında evden ayrılmadan önce çocuklarınıza nereye gittiğiniz, orada neler yapacağınız konusunda detaylı bilgi verin. Hatta seyahat zamanlarınızla ilgili onların anlayabileceği şekilde küçük takvimler ve günlük programlarınızı hazırlayıp verirseniz kendilerini sizin hayatınıza daha fazla dahil olmuş hissedeceklerdir.</p>
<p>Kaynak : <a href="http://www.cocukpsikolojisi.net/">http://www.cocukpsikolojisi.net/</a></p>
<p>&lt;/DIV&gt;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kucukadimlar.com/babalik-ve-kariyer.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Karne Ve Tatil</title>
		<link>http://www.kucukadimlar.com/karne-ve-tatil.html</link>
		<comments>http://www.kucukadimlar.com/karne-ve-tatil.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Sep 2009 16:15:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gul</dc:creator>
				<category><![CDATA[Veliler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sadikuygun.com.tr/index.php/karne-ve-tatil</guid>
		<description><![CDATA[ Çocuk ve ergen yaşına uygun yeni bilgiler öğrenmek ve beceriler kazanmak için okula gider. Bu çocukların anne ya da babaları gibi ev dışında geçirdikleri bir zaman bölümüdür. Nasıl ki büyükler evi geçindirmek için çalışıyorlarsa, çocuk ve ergenler de bir iş olarak okula gitmekte ve öğrenmektedirler. Bu nedenle okul bilgi edinilen bir kaynak olması yanında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img style="margin: 0px 10px 0px 0px;" src="http://www.kucukadimlar.com/wp-content/uploads/2009/09/1-183.jpg" border="0" alt="1 (18)" width="173" height="144" align="left" /> Çocuk ve ergen yaşına uygun yeni bilgiler öğrenmek ve beceriler kazanmak için okula gider. Bu çocukların anne ya da babaları gibi ev dışında geçirdikleri bir zaman bölümüdür. Nasıl ki büyükler evi geçindirmek için çalışıyorlarsa, çocuk ve ergenler de bir iş olarak okula gitmekte ve öğrenmektedirler. Bu nedenle okul bilgi edinilen bir kaynak olması yanında çocuğun kendisi ve çevresi ile uyum becerilerini kazanacağı bir yerdir.</p>
<p>Okul başarısı bir çok etkene bağlı olarak değişmektedir. Bunlar arasında çocuğun zihinsel kapasitesi, öğrenme becerisi, okul ve öğretmenlerin bilgi ve tutumları, anne babanın beklenti ve tutumları sayılabilir. Çocuklara ilişkin öğrenmeyi etkileyen nedenler arasında dikkat eksikliği ve aşırı hareketlilik en sık karşılaşılan gelişimsel bir bozukluktur. Böylesi çocuklar normal ya da normalin üzerinde zeka düzeyleri olduğu hâlde dikkat sürelerinin kısalığı nedeniyle dersleri uzun süre izleyememekte, öğrenme için önemli olan bilgilerin tekrarlanmasını yani ödevleri yapmada zorlanmaktadırlar. Genellikle çocuk ve ergenlerin bulundukları yaştan beklenen öğrenme kapasitesine sahip olduklarını biliyoruz. Bu yaş grubunun ancak çok küçük bir kısmı özel eğitim ve öğretime gereksinim duymaktadırlar. Öyleyse aynı okul ve öğretmenin yetiştirdiği öğrencilerin neden tümü başarılı olamıyor?</p>
<p>Bu soruyu kötü karne ile karşılaşan anne baba çoğunlukla &#8220;Neden zayıf getirdin?&#8221; şeklinde sormaktadır. Karnelerin alındığı dönemlerde anne, baba ve çocuklar açısından karşılaşılan en önemli sıkıntılardan biri bu şekilde başlamaktadır. Ders başarısı ve sonuçta karneye yansıyan öğrenme düzeyi anne baba kadar çocuk ve ergen için de önemlidir. Başarılı bir karne ile kendine güven gelecek ve öz saygı gelişecektir. Karne sonrasında gelecek olan yaz tatili yani iş yaşantısının sonrasındaki izin dönemi hak edilecektir.</p>
<p>Kötü karne sonucunda çocuk ve genç birçok olumsuz durumla karşılaşmaktadır. Sevgi yetersizliği, olumsuz koşullar, yanlış tutumlar ve ilgisizlik. Böylece bilgi edinmede zorluk çeken çocuğun, öz saygı geliştirmesi ve kendine güveni de tehlikeye girmektedir. Bu ise farklı gelişim dönemindeki çocuk ve gençlerde, beklenmedik davranışların sergilenmesine yol açmaktadır. Anne baba tepkileri ya da içinde bulundukları bu olumsuz duygular nedeniyle çocuk ve gençler zaman zaman medyadan da izlediğimiz üzücü sonuçlara yol açan davranışlar sergilemektedirler.</p>
<p>Her çocuğun içinde bulunduğu gelişim dönemine ve yeteneğine göre başarısının değişebileceğini biliyoruz. Bu başarıyı nelerin etkileyebileceğini de özetlemeye çalıştık. Eğer anne baba eğitim yılı içinde okul ve öğretmen ile yeterince iş birliği yapmışsa, çocuğun sınıf içindeki düzeyini ve nasıl bir karne alacağını tahmin edebilecektir. Bu nedenle başarısızlık durumunda &#8220;sonuçtan çok bu sonuca nasıl gelindiğinin&#8221; değerlendirilmesi önemlidir. Öncelikle, çocuğun yeteneklerine uygun, ulaşılabilir beklentiler geliştirebilmek için her çocuğun bireysel kapasitesi göz önüne alınmalıdır. İlköğretim birinci ve altıncı sınıfları çocukların yaşantılarında önemli değişikliklerin olduğu dönemlerdir. Birinci sınıfta yeni bir ortama uyum sağlama, arkadaşlara ve öğretmene alışma yaşanırken, altıncı sınıfta birden fazla öğretmenle ders yapma ve bazen yeni arkadaşlarla tanışma söz konusu olmaktadır. Sekizinci sınıfta ve lise döneminde ise okula devam ederken aynı zamanda sınavlara hazırlanma kaygısı ve ek eğitim alma çabaları eklenmektedir. Ayrıca içinde bulunduğu gelişim dönemi de çocuk ve ergenin öğrenmesinde etkili olabilmektedir. Ergenlik döneminin başlangıcında, sağlıklı ve uyumu iyi olan bir çocuk bile okulda başarısızlık gösterebilmektedir. Ergenlik bir yeniden düzenleme dönemidir ve yaşamın sosyal yanları öne çıktığı için, ilgi alanlarında geçici de olsa bir kayma olabilir. Ancak böyle bir uyum sürecinden sonra ergenler kısa sürede toparlanmakta ve okul ile ilgili sorumluluklarını yüklenmektedirler.</p>
<p>Çocuk ve ergenin ders başarısını etkileyebilecek bu genel nedenler dışında, geçen ders döneminde yaşadığı kendi ve çevresi ile ilgili özel nedenler de olabilir. Bu karne döneminde aile ve çocuğun yaşadığı üzüntüleri bitirip, böyle bir sonucu yeniden yaşamamak için birlikte nedenleri gözden geçirmeleri ve çözümler üretmeleri gerekmektedir. Ailesinin ya da anne babasının sevgisini bilen ve onlar tarafından benimsenen çocuk ve ergenler bu üzüntüyü kısa sürede atlatarak iş birliği yapmakta, başarılı olmaktadırlar. Burada anne babanın yapabileceği çocuğun dışındaki nedenleri ele almak ve çocuğun dikkatini sorumluluklarına çekmektir. Böyle bir sorumluluğu çocuğuna vermeyen anne babanın tüm çabalarının sonuçsuz kalacağını unutmamalıyız. Çocuklarımız şu anda bu yılki eğitim döneminin yarıyıl tatili dönemine geldiler, bir iş dönemi tamamlandı ve yeni bir dönem için dinlenmeyi hak ettiler.</p>
<p>Yaz tatili ile birlikte hekimler çocuk ve ergenlerin sağlığı konusunda birçok uyarıda bulunmaktadırlar. Ozon tabakasında meydana gelen olumsuz değişikliklerle birlikte güneşin zararlı etkileri; şapka kullanma, güneş gözlüğü seçilmesi ve en uygun güneş yağının özellikleri gibi. Bunun dışında tatil bölgelerinde olabilecek haşere ve zehirli hayvan sokmalarına ya da sıvı ve gıda alımına ilişkin öneriler, alerjiler, su sporlarına ilişkin kaza ya da diğer tehlikeler gibi.</p>
<p>Ruh sağlığı açısından ise tatilin anlamını çocuk ve ergenler için yetişkinler belirlemekte ve buradaki tutumlara ilişkin öneriler anne babaları ilgilendirmektedir. Çocukların yaz döneminde de ders konusunda zorlanmaları, onların bir dinlenme süresi geçirmeden yorgun bir şekilde okula başlamasına ve derslerle ilgili bıkkınlığa yol açabilmektedir. Bu nedenle ders çalışmaya ara verilmesi ve çocuğun okulu, öğretmenlerini ve arkadaşlarını özlemesi sağlanmalıdır.</p>
<p>Özel öğrenme güçlüğü olan çocuklara verilecek destek eğitiminin ise farklı bir şekilde sunulması gerekmektedir. Okuma ve yazma ile ilgili zorluğu olan çocuk ve gençlere ders kitapları dışında, yaş dönemlerine uygun seçilecek resimli öykü ya da gençlik romanlarını okumayı özendirmek, yazma konusunda ise günlük tutma şeklinde yazma alışkanlığını desteklemek uygun olacaktır. Ayrıca ailenin olanakları ölçüsünde çocuğun yabancı dilini destekleyen yaz okulları bu amaçla seçilebilecek uygun desteklerdir. Ayrıca aileden ayrılma, bağımsız kalabilme, yaşıt gruplarına katılma gibi zorlukların üstesinden gelmede de önemli yararları olabilecektir.</p>
<p>Yaz dönemi çocukların gelişimlerindeki adımları kolaylaştırmak için de kullanılabilir. Tuvalet eğitimi, odanın ayrılması, kendi başına yemek yeme gibi gelişimsel beceri kazandırma girişimlerini bebek ve çocuklar bu dönemde daha kolay kabullenmektedirler.</p>
<p>Çocuk ve ergen psikiyatrisi bölümlerinden tedavileri sürdürülen çocuklar için de eğer şartlar uygunsa ve hekim ile iş birliği yaparak tatil döneminin dinlenerek geçirilmesi ve uygulanan ilaç tedavilerine ara verilmesi uygun olacaktır. Dikkat eksikliği ve aşırı hareketlilik nedeniyle Ritalin ya da Tofranil gibi ilaç tedavisi sürdürülen çocuk ve gençlerden tatil döneminde ders başarısı beklenmeyeceğinden genel olarak ilaç tatili verilmektedir.</p>
<p>İçinde bulundukları gelişim dönemine ve fizik güçlerine göre özellikle kırsal bölgelerimizde yaşayan çocuk ve gençlerin tatil dönemlerinde anne babalarına işlerinde yardımcı olduklarını biliyoruz. Aileye ekonomik açıdan katkıda bulunmak ya da kendi harçlığını kazanmanın çocuk ve ergenin kendine güveni ve benlik saygısında olumlu etkileri olduğunu biliyoruz. Ancak bu ekonomik katkının çocuk ve ergenin gücü göz önünde bulundurularak planlanmasının önemi açıktır.</p>
<p>Tatillerin aile içi ilişkileri yakınlaştırma ve birlikte geçirilen zamanı artırma yönünden de önemli olduğunu biliyoruz. Özellikle çalışan anne ve babaların izin dönemlerini çocuklarının tatil döneminde kullanması sınırlı aile içi etkileşimi artıracaktır. Aile üyelerinin hep birlikte geçireceği bu tatil dönemlerinin iletişim, çocuklarına model olma, onları tanıma ve gelişimlerini görebilme açısından da yararları olacaktır.</p>
<p>Kaynak : <a href="http://www.cocukpsikolojisi.net/">http://www.cocukpsikolojisi.net/</a></p>
<p>&lt;/DIV&gt;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kucukadimlar.com/karne-ve-tatil.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>B&#252;y&#252;kanne Ve B&#252;y&#252;kbabanın &#214;nemi</title>
		<link>http://www.kucukadimlar.com/bykanne-ve-bykbabanin-nemi.html</link>
		<comments>http://www.kucukadimlar.com/bykanne-ve-bykbabanin-nemi.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Sep 2009 16:14:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gul</dc:creator>
				<category><![CDATA[Veliler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sadikuygun.com.tr/index.php/bykanne-ve-bykbabanin-nemi</guid>
		<description><![CDATA[ &#199;ocuk psikiyatrisinde bebeğin psikososyal ya da psikoseks&#252;el gelişimi g&#246;z &#246;n&#252;nde bulundurulduğunda; ilk 9 ay (ortalama ilk yıl) i&#231;inde bebeğin &#34;Temel bakımı veren bir kişi&#34; ile s&#252;rekli, tutarlı ve karşılıklı g&#252;vene dayalı doyurucu ilişkisinin &#246;nemi konusunda fikir birliği vardır. Burada &#246;zel bir kişi verilmemektedir. Genellikle annenin fiziksel ve ruhsal sağlığı ile ilgili &#246;nemli bir sorun [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img style="margin: 0px 10px 0px 0px" height="139" alt="1 (9)" src="http://www.kucukadimlar.com/wp-content/uploads/2009/09/1-95.jpg" width="173" align="left" border="0" /> &#199;ocuk psikiyatrisinde bebeğin psikososyal ya da psikoseks&#252;el gelişimi g&#246;z &#246;n&#252;nde bulundurulduğunda; ilk 9 ay (ortalama ilk yıl) i&#231;inde bebeğin &quot;Temel bakımı veren bir kişi&quot; ile s&#252;rekli, tutarlı ve karşılıklı g&#252;vene dayalı doyurucu ilişkisinin &#246;nemi konusunda fikir birliği vardır. Burada &#246;zel bir kişi verilmemektedir. Genellikle annenin fiziksel ve ruhsal sağlığı ile ilgili &#246;nemli bir sorun yoksa temel bakımı veren kişi annedir ve bebek i&#231;in yaşamın ilk yılında anne ile olan ilişki &#246;nemlidir. </p>
<p>Gebelik, doğum ve doğum sonrası anne sağlığı ile ilgili olası sorunlar yanında bu d&#246;neme &#246;zg&#252; ruhsal bozukluklar g&#246;z &#246;n&#252;ne alındığında temel bakım veren kişinin her zaman anne olamadığını biliyoruz. Bu d&#246;nemdeki ruhsal sorunlardan; annenin gebelik &#246;ncesi ruhsal sorunlarının alevlenmesi, annelik h&#252;zn&#252;, postpartum depresyon ya da psikoz gibi bozuklukları bebeğe bakım vermesini kısa ya da uzun s&#252;reli engellemektedir. Bu durumlarda Temel bakım veren kişinin &#231;ocuğu ger&#231;ekten seven ve ona bağlanacak bir kişi olması gerekmektedir. Bu da kan bağı olan bir yakın olmalıdır. </p>
<p>Annenin &#231;alışması, diğer fiziksel yakınmaları, &#231;ocuktan kısa s&#252;reli ayrılmaları. İlk yıl i&#231;inde temel bakım veren kişiden uzun s&#252;reli ayrılmaları &#246;nermiyoruz. Bebekte nesne s&#252;rekliliği oluşmadığından, annenin ayrılması ve yeniden d&#246;neceğine ilişkin zihinsel-psikososyal gelişim yoktur. Bu d&#246;nemde annneden ayrılan s&#252;reye g&#246;re &#231;ocukta &#231;eşitli belirtiler g&#246;r&#252;lmektedir. &#214;zellikle hastaneye yatışlarda bilindiği gibi yuva hastalığı ya da anaklitik depresyon adını verdiğimiz ağır depresyon tablosu oluşabilmektedir. Bu d&#246;nemlerde de &#231;ocuğun kısa s&#252;reli bakımında b&#252;y&#252;k anne babalar devreye g,rebileceklerdir. </p>
<p>&#199;ocuk 9 aydan sonra anne babadan kısa s&#252;reli ayrılabilmekte ancak kreş gibi okul &#246;ncesi kurumlara uyum sağlayabilmek i&#231;in gerekli sosyalleşmeyi yaklaşık 2.5-3 yaşında kazanmaktadır. &#199;alışan anne babaların giderek arttığı &#231;evremizde kreşe kadar olan d&#246;nemde &#231;ocuğun bakımı ile ilgili sorun ortaya &#231;ıkmaktadır. Şimdiye kadar olan deneyimlerimizden; bu d&#246;nemde sıklıkla bakıcı anne ya da ablaların devreye girdiğini biliyoruz. Sizlerin sıklıkla tanık olduğunuz kaza ve yaralanmalar bu d&#246;nemde olmakta, &#231;ocuğun dil ve motor gelişim gibi bir&#231;ok alandaki gelişimi bu bakıcılar tarafından karşılanamamakta, hatta &#231;ocuklar kontrol edemediğimiz bu ilişki sırasında &#231;eşitli ihmal ve istismarlarla karşı karşıya kalmaktadırlar. Kendini koruma ve ifade etmeden yoksun olan bu yaş grubunda da bu ara bakımın &#231;ocuğu sevebilecek kan bağı olan kişilerce verilmesini &#246;neriyoruz. Sosyalleşmeye ge&#231;mede b&#252;y&#252;kanne/babalar bu d&#246;nemde &#246;nemlidir. Anne babadan &#231;ok yabancı olmayan, tanık y&#252;zlere ge&#231;me &#231;ocuğun uyumunu artıracaktır. </p>
<p>Bunun dışında ilk &#231;ocuklarına kavuşan deneyimsiz anne baba i&#231;in bu d&#246;nemi yaşamış kişilerin deneyimleri de yararlı olabilir.    <br />Bunun dışında &#231;ocuğun anne ya da baba kaybı ya da uzun s&#252;reli ayrılığı yaşadığı durumlarda da b&#252;y&#252;kanne/babaların rol&#252; &#246;nemlidir. </p>
<p>Ancak bu sayılan olumlu katkılar yanında ge&#231;mişle ilgili aktarılan ve bilimsel olmayan b&#252;y&#252;kanne/baba deneyimlerinin &#231;ocuğun fiziksel sağlığı ile ilgili olumsuzlukları tartışılabilir. Bu &#231;ocuk yetiştirme ve psikosoyal gelişiminde de karıştırıcı olabilmektedir. &#214;zellikle aile terapistlerinin &#252;zerinde durduğu; anne baba i&#231;in bağımsızlığını kazanmış ve yeni bir ev kuracak olgunluğa gelmiş bireyler değillerse, b&#252;y&#252;kanne/baba i&#231;in de yetiştirilen neslin evden ayrılmalarını kabullenecek olgunlukta değillerse iki ayrı ev hi&#231;bir zaman oluşamıyor ve bireysel ya da eskilerden gelen &#246;zellikler farkında olmadan bebek anne-baba ilişkisine aktarılabiliyor. </p>
<p>Bunun sonucunda &#231;ocuğa farklı tutum ve mesajlar aktarılmaya başlıyor. Disiplin sorunları (bir yanda disiplin verilmeye &#231;alışılırken diğer yanda hoşg&#246;r&#252;, tolerans), &#231;ocuk &#252;zerinden aktarılan olumsuz duygu ve d&#252;ş&#252;nceler (annen beceriksizin teki, baban kızıma uygun biri değil) buna &#246;rnek verilebilir. Disiplin dışında &#231;ocuğun &#246;zdeşimi, olumlu annebaba &#231;ocuk ilişkisinin bozulması gibi </p>
<p>B&#252;y&#252;klerin &#231;ocuğun gelişimi &#252;zerine etkisinde şu &#246;zelliklerin de etkisi olduğunu d&#252;ş&#252;n&#252;yoruz: Birlikte ya da ayrı yaşama (&#231;ekirdek-geniş aile), B&#252;y&#252;klerin fiziksel sağlığı (hastalıkları, kayıpları ve &#231;ocuğa gelişim d&#246;nemine g&#246;re etkisi), Anne babanın ekonomik bağımsızlığı ya da b&#252;y&#252;klere bağımlılığı. </p>
<p>Boşanma sonucu dağılan ailelerde anne babadan biri &#231;ocukla yaşamakta ve diğer ebeveyn aralıklı &#231;ocuğu g&#246;rmektedir. B&#246;ylesi ayrılıklar sıklıkla ayrılan eşler i&#231;in travmatik olmakta ve eşler anne ya da babaları ile birlikte yaşamaya başlamaktadırlar. Bu ailelerde diğer ebeveynin yerine sıklıkla b&#252;y&#252;k anne ya da b&#252;y&#252;kbaba girerek anne ya da baba rol&#252; &#252;stlenmektedirler. &#199;ocuğun gelişim d&#246;nemine g&#246;re bir&#231;ok olumsuzluk başlamaktadır. </p>
<p>G&#252;n&#252;m&#252;z toplumunda giderek &#231;ekirdek aile (anne, baba ve &#231;ocuklar) yaşantısına ge&#231;iş olduğu i&#231;in b&#252;y&#252;kanne/ babaların bu karıştırıcı etkileri giderek azalmaktadır. Bakıcılar, &#246;ğretmenler ve komşular gibi &#231;ocuğun yaşantısında kısa s&#252;reli etkileri olabilecek diğer karıştırıcılardır. Anne baba ve &#231;ocuktan oluşan aile i&#231;inde &#231;ocuğun gelişimi destekleniyor ve bu karıştırıcılar kısa s&#252;reli ya da kontrol edilebilir d&#252;zeyde kalıyorsa &#231;ocuğun ruhsal gelişimi a&#231;ısından olumsuz ve kalıcı etkilerini g&#246;rm&#252;yoruz. </p>
<p>Kaynak : <a href="http://www.cocukpsikolojisi.net/">http://www.cocukpsikolojisi.net</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kucukadimlar.com/bykanne-ve-bykbabanin-nemi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Evden Ka&#231;ma</title>
		<link>http://www.kucukadimlar.com/evden-kama.html</link>
		<comments>http://www.kucukadimlar.com/evden-kama.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Sep 2009 16:11:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gul</dc:creator>
				<category><![CDATA[Veliler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sadikuygun.com.tr/index.php/evden-kama</guid>
		<description><![CDATA[ Emniyet yetkililerinin evden ka&#231;an &#231;ocuklarla ilgili yapılan g&#246;r&#252;şmelerinden elde edilen sonuca g&#246;re, &#34;Ge&#231;imsizlik, fakirlik, dayak, işsizlik, eğitimsizlik&#34; gibi olumsuzlukların bulunduğu aile ortamında b&#252;y&#252;yen &#231;ocuklar, &#34;iyi bir iş bulmak, kısa yoldan ş&#246;hrete kavuşmak, sıkıcı aile ortamından uzaklaşmak, istedikleri gibi yaşamak&#34; &#252;midiyle ilk fırsatta evden ka&#231;ıyorlar. 
Bazıları anne-babalarının sevgilerini deniyor    Bazı &#231;ocukların da [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img style="margin: 0px 10px 0px 0px" height="109" alt="1 (8)" src="http://www.kucukadimlar.com/wp-content/uploads/2009/09/1-83.jpg" width="173" align="left" border="0" /> Emniyet yetkililerinin evden ka&#231;an &#231;ocuklarla ilgili yapılan g&#246;r&#252;şmelerinden elde edilen sonuca g&#246;re, &quot;Ge&#231;imsizlik, fakirlik, dayak, işsizlik, eğitimsizlik&quot; gibi olumsuzlukların bulunduğu aile ortamında b&#252;y&#252;yen &#231;ocuklar, &quot;iyi bir iş bulmak, kısa yoldan ş&#246;hrete kavuşmak, sıkıcı aile ortamından uzaklaşmak, istedikleri gibi yaşamak&quot; &#252;midiyle ilk fırsatta evden ka&#231;ıyorlar. </p>
<p><strong>Bazıları anne-babalarının sevgilerini deniyor</strong>    <br />Bazı &#231;ocukların da sadece anne ve babanın sevgisini denemek i&#231;in evden ka&#231;tığının g&#246;r&#252;ld&#252;ğ&#252; ifade edilirken, yakınlarına giden bu &#231;ocukların kısa s&#252;rede geri d&#246;nd&#252;ğ&#252; vurgulandı.&#160; Yetkililer, &#231;ocuk hangi sebeple ka&#231;mış olursa olsun amacın evden ka&#231;masına yol a&#231;an tutum ve davranışlardan ka&#231;ınmak olması gerektiğine dikkat &#231;ekti.</p>
<p><strong>Evden ka&#231;mayı &#246;nleyen yaklaşımlar</strong>    <br />- &#199;ocuğu bir birey olarak kabul edip yargılamadan, su&#231;lamadan dinleme ve anlamaya &#231;alışmak onun aileye olan bağlılığını arttırır.    <br />- &#199;ocuklardan yapamayacakları şeyler istenmemeli, onlara aile i&#231;inde yapabileceği basit işler vererek, &#246;z g&#252;ven sahibi olmaları sağlanmalıdır.     <br />- &#199;ocuklar, evden ka&#231;an &#231;ocukları bekleyen tehlikeler konusunda uyarılmalıdır.     <br />- Dayak bir disiplin ve eğitim aracı olarak kesinlikle kullanılmamalıdır.</p>
<p>Kaynak : <a href="http://www.cocukpsikolojisi.net/">http://www.cocukpsikolojisi.net/</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kucukadimlar.com/evden-kama.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Anaokulu Se&#231;iminde Dikkat Edilecek Noktalar</title>
		<link>http://www.kucukadimlar.com/anaokulu-seiminde-dikkat-edilecek-noktalar.html</link>
		<comments>http://www.kucukadimlar.com/anaokulu-seiminde-dikkat-edilecek-noktalar.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Sep 2009 16:09:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gul</dc:creator>
				<category><![CDATA[Veliler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sadikuygun.com.tr/index.php/anaokulu-seiminde-dikkat-edilecek-noktalar</guid>
		<description><![CDATA[ Ana okulu se&#231;iminde anne babaların dikkat etmesi gereken bazı noktalar vardır. 
3 &#8211; 6 yaş d&#246;nemi &#231;ocukların zihinsel, duygusal ve sosyal gelişimleri i&#231;in en &#246;nemli d&#246;nemdir. &#199;ocuklar &#246;ncelikle gelişimlerinin bir &#246;zelliği olarak sosyalleşmek, başka &#231;ocuklarla bir arada olmak ihtiyacındadırlar. Yuvalar &#231;ocukların paylaşma, bir arada olma, birlikte hareket edebilme ve oyun oynama ihtiyacını karşılarlar. Becerileri [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img style="margin: 0px 10px 0px 0px" height="154" alt="1 (92)" src="http://www.kucukadimlar.com/wp-content/uploads/2009/09/1-923.jpg" width="173" align="left" border="0" /> Ana okulu se&#231;iminde anne babaların dikkat etmesi gereken bazı noktalar vardır. </p>
<p>3 &#8211; 6 yaş d&#246;nemi &#231;ocukların zihinsel, duygusal ve sosyal gelişimleri i&#231;in en &#246;nemli d&#246;nemdir. &#199;ocuklar &#246;ncelikle gelişimlerinin bir &#246;zelliği olarak sosyalleşmek, başka &#231;ocuklarla bir arada olmak ihtiyacındadırlar. Yuvalar &#231;ocukların paylaşma, bir arada olma, birlikte hareket edebilme ve oyun oynama ihtiyacını karşılarlar. Becerileri ve zihinsel kapasiteleri birbirine denk olan yaşıtlarıyla bir arada olmak &#231;ocukların yaşayarak &#246;ğrenmelerini sağlar ve sosyal paylaşımın &#246;ğrenilmesinde etkilidir. Bu nedenle de anaokulu ve yuvaların &#231;ocukların bedensel, zihinsel, duygusal, sosyal gelişimlerini ve dil gelişimlerini destekleyici bir program uygulamaları ve bu programı uygun koşullarda sunmaları gerekmektedir. &#199;ocukların t&#252;m gelişim alanlarını destekleyen bir program hazırlanmalı ve bu program &#231;ocukların keyifle ve ilgilerini &#231;ekebilecek şekilde takip etmelerini sağlayacak bir i&#231;erikte hazırlanmalıdır. &#199;ocukların var olan ilgi ve yeteneklerini geliştirmeye y&#246;nelik değişik aktivitelerin sunulması &#246;nemlidir. &#199;ocuklar hem eğlenmeli, hem &#246;ğrenmeli hem de yeni ilgi alanları bulmalıdırlar. &#214;ğrenirken eğitim hayatlarının temeli olan birlikte hareket edebilme, grupla birlikte karar alabilme, sıra bekleme, kendini grup i&#231;inde ifade edebilme, ihtiya&#231;larını ifade etme, belirlenen kuralları &#246;ğrenme ve bu kurallara-sınırlara uyma gibi becerileri kazanmaları da &#246;nemlidir. &#199;ocukların yaşlarına uygun olarak gerekli kavramları (renk, şekil, sayı vb), el becerilerini, sosyal becerileri &#246;ğrenmeleri evden &#231;ok yuva ortamında m&#252;mk&#252;n olmaktadır. Yuvada t&#252;m bu bilgi ve becerilerin belli bir sıra ile &#246;ğretilmesi s&#246;z konusudur. Programın uygulanması aşamasında yuva personelinin deneyim ve eğitimleri de &#231;ok &#246;nemli olmaktadır. Anaokulunda daimi bir pedagog veya &#231;ocuk gelişimi konusunda deneyimli bir psikoloğun bulunması yuva se&#231;iminde birinci koşul olmalıdır. &#199;ocukların becerilerinin ve gelişimlerinin takibini yapabilmek ve olası bir aksaklıkta aileyi uyarabilmek &#231;ok b&#252;y&#252;k &#246;nem taşımaktadır. &#199;&#252;nk&#252; olası bazı problemler erken yaşta keşfedildiklerinde hızlıca &#231;&#246;z&#252;mlenebilmekte aksi halde uzun yıllar s&#252;ren, eğitim hayatını ve &#231;ocuğun sosyal hayatını etkileyen başka zorluklara d&#246;n&#252;şebilmektedirler. Ayrıca her &#231;ocuk zaman zaman bazı sıkıntılar yaşayabilmekte bu sıkıntılar değişik şekillerde ifade edilmektedirler. &#199;ocuklardaki bu belirtileri ve değişiklikleri dikkatle g&#246;zlemlemek ve başka bir problemin işareti olduğunu keşfedebilmek uzmanlık ve deneyim gerektirmektedir. Ayrıca ailelerin &#231;ocukların eğitimi ve gelişimi konusunda ve uygun disiplin y&#246;ntemleri konusunda y&#246;nlendirilmeleri ve desteklenmeleri &#246;nemlidir. Bu nedenle de yuva personelinin pedagoji eğitimli olması b&#252;y&#252;k &#246;nem taşımaktadır. Temizlik ve fiziksel ortam zaten anne-babaların dikkat ettikleri ve fark etmekte zorlanmadıkları &#246;zelliklerdir. Burada da dikkat edilmesi gereken şey fizik ortamın nasıl d&#252;zenlendiğidir. &#214;rneğin &#231;ocuklar hangi aktivite sırasında nerede bulunuyorlar? Bu ortamlar o aktivitenin rahat&#231;a ger&#231;ekleşmesi i&#231;in uygun ortamları mı? (&#246;rneğin boya yapılan yerde zeminin halı olması hem &#231;ocukların rahatı hem de hijyen a&#231;ısından uygun olmayabilir) Merdivenler ne kadar korunaklı? Bah&#231;e ve bah&#231;edeki oyun malzemeleri t&#252;m &#231;ocukların kullanımına a&#231;ık mı ve &#231;ocuk sayısına oranlandığında yeterli mi? Oyuncak &#231;eşitliliği var mı? Hangi malzemeler kullanılıyor? Boyalar vs &#231;ocukların ağzına almaları durumunda zararlı olabilecek nitelikte mi? Oyuncaklar ve diğer eğitim malzemeleri ger&#231;ekten kullanılıyorlar mı? Serbest oyun zamanlarında ve bah&#231;e saatinde &#231;ocuklarla ilgilenen personel sayısı da &#246;nemlidir. &#199;&#252;nk&#252; &#231;ocuklar a&#231;ık alanda daha hareketli olmakta ve zarar g&#246;rme olasılıkları artmaktadır. Bu nedenle bah&#231;e saatlerinde ve hareketli oyunlar sırasında normalde var olan &#246;ğretmen ve eğitimci sayısının takviye edilmesi &#246;nemli olmaktadır.</p>
<p>&#199;ok &#246;nemli bir konu da sınıf mevcududur. Okul &#246;ncesi sınıflar 3 yaşta 10-12 civarı olmalıdır. Daha fazla sayıda &#231;ocuk i&#231;in tek &#246;ğretmen yeterli olmamaktadır. 4 ve 5 yaş grubunda bu sayının biraz daha &#252;zerine &#231;ıkılabilir. Ancak ilkokul sınıfları gibi kalabalık ortamlarda &#231;ocukların bir arada d&#252;zen i&#231;inde bulunmalarını sağlamak g&#252;&#231; olacağından ister istemez daha sıkı bir disiplin uygulanmaya &#231;alışılacak bu da &#231;ocukların ihtiya&#231; duydukları rahatlık ve ilgi ihtiya&#231;ları ile ters d&#252;şecektir.</p>
<p><strong>Anaokulu Eğitmenlerinde Olması Gereken Vasıflar</strong></p>
<p>Anaokulunda &#231;alışan &#246;ğretmen, y&#246;netici ve &#231;ocuklarla teması olan her t&#252;rl&#252; personelin pedagojik bir eğitimden ge&#231;miş olması &#246;nemlidir. &#199;&#252;nk&#252; &#231;ocuklar i&#231;in yuva i&#231;inde g&#246;rd&#252;ğ&#252; ve temas ettiği herkes ve her şey okulu temsil etmektedir. Benzer bir dilin kullanılması, ses tonunun &#231;ocukları rahatsız edecek şekilde kullanılmaması, g&#252;ler y&#252;zl&#252; olunması, m&#252;mk&#252;n olduğunca bakımlı ve temiz bir g&#246;r&#252;n&#252;mde olunması &#231;ocuklar i&#231;in &#246;nem taşımaktadır. &#214;zellikle &#246;ğretmenlerin &#231;ocukların duygularını anlamak konusunda yetenekli olmaları, empatik olmaları, problem &#231;&#246;zme yeteneğine sahip olmaları, oyuna, dramatizasyona yatkın olmaları, kendi duygularını iyi ifade edebilmeleri, d&#252;zg&#252;n bir diksiyona sahip olmaları &#246;nemlidir. Ayrıca s&#252;rekli &#231;ocuklarla bir arada olmak en az &#231;ocuklar kadar oyunu ve oyuncağı sevmeyi gerektirir. Sadece psikoloji veya pedagoji eğitimi almış olmak anaokulu &#246;ğretmeni olmak i&#231;in yeterli olmamaktadır. Anaokulu &#246;ğretmeni olacak kişinin, kişiliğinin de &#231;ocuklar gibi &#231;oşkulu ve eğlenceli olması gerekmektedir.</p>
<p>Kaynak : <a href="http://www.cocukpsikolojisi.net/">http://www.cocukpsikolojisi.net/</a></p>
<p>&lt;/DIV&gt;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kucukadimlar.com/anaokulu-seiminde-dikkat-edilecek-noktalar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#199;ocuk Sağlığına Oyunun Katkısı</title>
		<link>http://www.kucukadimlar.com/ocuk-sagligina-oyunun-katkisi.html</link>
		<comments>http://www.kucukadimlar.com/ocuk-sagligina-oyunun-katkisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Sep 2009 16:08:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gul</dc:creator>
				<category><![CDATA[Veliler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sadikuygun.com.tr/index.php/ocuk-sagligina-oyunun-katkisi</guid>
		<description><![CDATA[&#160; &#199;ocuklarımıza Oyun ve Oyuncak Se&#231;erken Dikkat Etmemiz Gereken Noktalar
Oyun, &#231;ocuğun fiziksel, zihinsel, dil ve sosyal kapasitesinin gelişmesine fırsat vererek toplum i&#231;indeki sosyal rol&#252;n&#252;n, &#246;zdeşiminin ve kendini diğer bireylerden ayıran &#246;zelliklerin farkına varmasını sağlar. &#199;ocuk oyun sırasında kendisini ve &#231;evresiyle ilgili bilgileri ifade etme olanağı bulur.
Oyun, &#231;ocuğa kurallara uymayı, sorumluluk almayı, işbirliğini ve diğer insanlara [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><img style="margin: 0px 10px 0px 0px" height="171" alt="1 (85)" src="http://www.kucukadimlar.com/wp-content/uploads/2009/09/1-853.jpg" width="173" align="left" border="0" />&#160; &#199;ocuklarımıza Oyun ve Oyuncak Se&#231;erken Dikkat Etmemiz Gereken Noktalar</strong></p>
<p>Oyun, &#231;ocuğun fiziksel, zihinsel, dil ve sosyal kapasitesinin gelişmesine fırsat vererek toplum i&#231;indeki sosyal rol&#252;n&#252;n, &#246;zdeşiminin ve kendini diğer bireylerden ayıran &#246;zelliklerin farkına varmasını sağlar. &#199;ocuk oyun sırasında kendisini ve &#231;evresiyle ilgili bilgileri ifade etme olanağı bulur.</p>
<p>Oyun, &#231;ocuğa kurallara uymayı, sorumluluk almayı, işbirliğini ve diğer insanlara saygılı olmayı &#246;ğretir. Ayrıca girişimci olma, tehlikeyi g&#246;ze alma, karar verme ve problem &#231;&#246;zme yeteneğinin gelişmesine yardımcı olan &#246;nemli bir unsurdur. Bunların yanı sıra, oyun sırasında &#231;ocuğun kendisine g&#252;venini geliştirme, duygusal ve sosyal ihtiya&#231;larını karşılamada, kendi kendine yeterli olabilme gibi nitelikler kazandırır.</p>
<p>&#199;ocuğun benlik gelişiminde ve sosyalizasyonunda oyun etkili bir gelişimsel s&#252;re&#231;tir. </p>
<p>Oyun, &#231;ocuğun dikkatinin yoğunlaştırılması ve bunun s&#252;rd&#252;r&#252;lmesine olanak sağlar. Oyun sırasında dikkatini bir noktaya toplama deneyimleri yapan &#231;ocuk bunu g&#252;nl&#252;k yaşantısına da aktaracaktır.</p>
<p>Oyun oynayan &#231;ocuk, zaman ve mekan kavramlarına ait bilgileri &#231;ok doğal bir ortam i&#231;inde &#246;ğrenir. Grup oyunlarında bekleme, devam etme, başlama, bitirme, gibi durumlar zaman kavramının yaşam i&#231;inde &#246;z&#252;mlenmesini sağlar. Ayrıca, bah&#231;ede, sınıfta değişik k&#246;şelerde yapılan etkinlikler de mekan kavramının gelişimini destekleyici niteliktedir. Bunların yanı sıra, &#231;ocuk oyun i&#231;inde oyun materyallerini değişik durumlarda kullanarak, renkleri birbirine karıştırarak, nesneleri bir kaba doldurup boşaltarak materyallerin niteliksel ve niceliksel &#246;zellikleri hakkında bilgi edinir.</p>
<p><strong>Oyun Tercihini Etkileyen Fakt&#246;rler</strong></p>
<p>Oyun gelişimini etkileyen fakt&#246;rler( yaş, sosyoekonomik d&#252;zey) aynı zamanda oyun tercihini de etkilemektedir. Bunlardan başka &#231;evre d&#252;zenlemesi, materyal se&#231;imi, eğitimcinin fonksiyonu, &#231;ocuğun oyun tercihini etkileyen diğer fakt&#246;rlerdir.</p>
<p>&#199;evre D&#252;zenlemesi ve Materyal Se&#231;imi    <br />Oyun, doğal, planlanmamış ve a&#231;ık&#231;a yapılandırılmamış etkinliklerse de, oyun aracılığıyla rastlantısal ve planlanmış &#246;ğrenmenin oluşması i&#231;in, &#231;ocuğun yararlanabileceği şekilde &#231;evrenin organizasyonu ve uygun materyal se&#231;imi i&#231;eren bir hazırlığın yapılması gereklidir.</p>
<p>Oyun ortamı &#231;ocuğun g&#252;ven duyabileceği ve kolayca maniple edebileceği şekilde d&#252;zenlenmelidir. &#199;ocuğun yetenekleri ilgileri ve gelişim d&#252;zeyi doğrultusunda, fizik ve zihin g&#252;c&#252;n&#252; geliştirebilecek bir d&#252;zenleme yapılmalıdır. &#199;ocuğun kapasitesi g&#246;z&#246;n&#252;nde bulundurularak ne aşırı uyarıcı y&#252;kl&#252;, ne de potansiyelini kullanabileceğinden az uyarıcılı olmalıdır.</p>
<p>2.&#199;ocuğa Ait &#214;zellikler    <br />&#199;ocuklar, kendi kendilerine oynarken ya da arkadaşlarıyla oynarken, YAŞ ve CİNSİYET&#180; leriyle ilişkili olarak, zihin, fizik &#246;zelliklerine g&#246;re oyuncak se&#231;erler. &#199;ocuklar cinsel kimliklerinin bilincine vardıkları d&#246;rt yaşından itibaren cinsiyet tipli oyuncakları se&#231;erler.</p>
<p>Oyun gelişimini etkileyen fakt&#246;rler; </p>
<p>1 &#8211; Yaş: &#199;ocuğun yaşı, oynanan oyun tipini etkileyen en &#246;nemli fakt&#246;rd&#252;r. Oyun, dil, zihin, sosyal ve motor gelişim &#246;zelliklerinin yansıtıldığı bir aktivitedir. Dolayısıyla oyun, &#231;ocuğun yaşına paralel olarak bir değişim ve gelişim g&#246;stermektedir. Oyun oynama s&#252;recinde &#231;ocuk, sosyal bir birey olarak tek başına oyundan, sosyalize olmuş oyuna doğru bir ge&#231;iş sergiler.</p>
<p>2 &#8211; Cinsiyet: Kız ve erkek &#231;ocukları aynı gelişimsel oyun aşamalarından ge&#231;mektedir. Kız ve erkek &#231;ocuklarının oyun davranışları arasındaki tek fark, cinsiyetlerine &#246;zg&#252; oyun tipini daha fazla tercih etmeleridir. &#214;rnek olarak, kız &#231;ocukları daha &#231;ok sembolik oyunu, erkek &#231;ocukları ise daha &#231;ok yapı-inşa oyunlarını tercih etmeleri verilebilir.</p>
<p>3 &#8211; Sosyo-ekonomik d&#252;zey: &#199;ocukların oyunlarının gelişimi, sosyo ekonomik d&#252;zeylerinden etkilenmektedir. Oyun, iyi organize edilmiş zengin uyarıcılı &#231;evresel koşullarda normal gelişimini g&#246;sterebilir. Aksi tekdirde, &#231;ocuğun gelişimine, dolayısıyla da oyunun gelişimine ket vurulmuş olur.</p>
<p>3. Materyale Ait &#214;zellikler </p>
<p>Değişik ama&#231;lar i&#231;in kullanılabilecek &#231;ok fonksiyonlu olmalıdır.    <br />&#199;ocuğun ilgisini &#231;ekecek renk, boyut ve yapıda olmalıdır.     <br />Dayanıklı, sağlam olmalıdır.     <br />&#199;ekici olmalıdır. Bu dikkati yoğunlaştırma ve hayal g&#252;c&#252;n&#252; motive edici bir &#246;zelliktir.     <br />&#199;eşitli gelişim alanlarını birden destekleyebilecek zengin uyarıcıları i&#231;ermelidir.     <br />&#199;ocuğun farklı deneyimlerine fırsat vermek i&#231;in, oyun materyalleri hem ger&#231;ek hem de bunların minyat&#252;r&#252; olan iki boyutlu &#246;rneklerden se&#231;ilmelidir.     <br />Materyalde yenilik &#246;zelliği de &#246;nemlidir. S&#252;rekli aynı materyalde oynayan &#231;ocuk i&#231;in materyal &#231;ok fonksiyonel olsa bile ilk cazibesini kaybeder. Bu nedenle materyallerin belirli zamanlarda değiştirilmesinde yarar vardır. &#199;ocukların yararlanabilecekleri oyun materyallerini aşağıda belirtildiği gibi gruplandırmak m&#252;mk&#252;nd&#252;r. </p>
<p>1- B&#252;y&#252;k kasların gelişimini destekleyen oyun materyalleri;Tırmanma aletleri, itme ve &#231;ekme aletleri, b&#252;y&#252;k toplar, yuvarlanma minderleri, bloklar, bisiklet.    <br />2- K&#252;&#231;&#252;k kasların gelişimini destekleyen oyun materyalleri; &#231;eşitli renkli kağıtlar, makas, dikiş panoları, boncuk, ip, manupulatif oyuncaklar, boş kutular.     <br />3- Duyu ve kasların gelişimini destekleyen oyun materyalleri; Farklı &#246;zelliklerdeki dokunma panoları, yıkanabilir, kırılmaz bebekler, ses &#231;ıkaran oyuncaklar     <br />4- Belleği &#231;alıştıran, problem &#231;&#246;zme becerisini geliştiren oyun materyalleri; Yap-boz, takmalı, s&#246;kmeli oyuncaklar, ip ve boncuk, halka, anahtar, kilit, ayna, b&#252;y&#252;te&#231;, mıknatıs, boncuklu hesap tahtası, kitaplar.     <br />5- Dramatizasyon materyalleri;Mesleklere &#246;zg&#252; giysiler, takılar, mutfak malzemeleri, temizlik malzemeleri, kuklalar     <br />6- Duyu ve d&#252;ş&#252;nceyi a&#231;ığa &#231;ıkaran yaratıcılığı geliştiren oyun materyalleri; boya kalemleri, tebeşir, fır&#231;a, kum, hamur, kil, tahta, &#231;eki&#231;, &#231;ivi, m&#252;zik aletleri, artık materyaller. </p>
<p>&#199;ocuk yaşının &#246;zelliklerine uygun materyali kullanma eğilimindedir ve materyalin kullanılması da gelişimsel bir takım adımları kapsar. </p>
<p>&#199;ocuk altı aydan itibaren tek bir nesneyle oynar, sonra farklı iki nesneyle ilişki kurar ya da iki nesneyi b&#252;t&#252;nleştirir. Daha sonra benzer objeler arasında ilişki kurar ve son olarak sembolik ama&#231;lar i&#231;in onu kullanabilir. B&#246;ylece &#231;ocuk kullandığı materyale farklı bakış a&#231;ıları getirerek &#231;evresiyle ilgili farklı bilgilerini yansıtabilir</p>
<p>Yedi aylık bebek, g&#246;rme ve dokunmayla ilgili g&#246;rsel ve dokunsal deneyimler ile objeleri manipule eder ve objeleri ağzına alarak tanımaya &#231;alışır. On&#252;&#231;&#252;nc&#252; ayda materyalin fiziksel fonks</p>
<p>iyonuyla ilgilenir, onsekizinci aya doğru iki obje ile basit fakat &#246;nemli zihinsel fonksiyonlu ilişkiler kurabilir. Nesnenin manipulasyonu zihinsel gelişimin bir g&#246;stergesidir. Ve erken &#231;ocukluk d&#246;neminden itibaren g&#246;zlenen bu manipulasyon davranışları, ilkel oyun davranışlarının temeli olarak d&#252;ş&#252;n&#252;lmektedir.</p>
<p>&#199;ocuk, bir nesneye g&#246;re g&#246;sterdiği tepkiyi, diğer bir nesneye de aktarabilmeyi başarmışsa materyalle sembolik d&#252;zeyde oynayabiliyor demektir.</p>
<p>&#199;ocuğun materyali sembolik d&#252;zeyde kullanması, tasavvur yeteneğinin gelişmiş olmasını gerektirir. Bu, dış d&#252;nyadaki eylemlerin i&#231;te temsil edilmesidir. &#199;ocuk iki yaşına kadar yeni durumlara deneme yanılmalarla uyum sağlar. İki yaşından sonra &#231;ocukta tasavvurlu d&#252;ş&#252;ncenin &#252;r&#252;n&#252; olarak anlama gelişmeye başlar, olayları kendine g&#246;re zihninde canlandırabilir. Ancak bu zihinsel olgunlaşmayla birlikte herhangi bir nesneyi başka bir nesnenin yerine ge&#231;ecek bir kullanım ortaya &#231;ıkar.</p>
<p>Sembolik oyun gelişiminin ilk d&#246;nemlerinde, asıl nesne ile nesnenin yerine ge&#231;ecek nesne arasında fiziksel olarak benzerlik g&#246;zlenmektedir. İleri aşamalarda, iki nesne arasında bir benzerlik olmasa da &#231;ocuk hayal g&#252;c&#252;n&#252; kullanarak, ilk defa karşılaştığı nesneyi zihnindeki eski şemalar i&#231;inde değerlendirir ve yeni bir durum i&#231;inde sembolik anlamda kullanabilir..</p>
<p>4. Oyun Sırasında Eğiticinin Rol&#252;    <br />&#199;ocuklar arasında bireysel farklılıklar vardır, bazı &#231;ocuklar zaman zaman yetişkinin rehberliğine ihtiya&#231; duyabilir, &#231;ocuğun b&#246;yle bir anda eğitimcinin yanında olduğunu d&#252;ş&#252;nmesi onu rahatlatacaktır. Oyun &#231;ocuklara deneme yanılma yolu ile problemlerine &#231;&#246;z&#252;m getirmelerine yardımcı olur ve &#231;ocukların belirli riskleri g&#246;ze alma deneyimlerini arttırır. Eğitimcinin oyunun &#231;ocuğa bu katkıları g&#246;z &#246;n&#252;nde bulundurarak, &#231;ocuğa yapacağı rehberliği bir y&#246;ntemle belirlemelidir. Eğitimci ne aşırı aktif ne de aşırı pasif, geri planda bir tutum i&#231;ine girmemelidir. İhtiyacı olduğu anda &#231;ocuğu ger&#231;ekten rahatlatacak ve onu bir ileri d&#252;zeye g&#246;t&#252;recek bir rol &#252;stlenmelidir. Ancak &#231;ocuğa kendi problemini kendi &#231;&#246;zebileceği kadar bir s&#252;re tanınması gerektiği de g&#246;z &#246;n&#252;nde tutulmalıdır.</p>
<p>Okula yeni başlayan yada &#231;eşitli duygusal problemleri g&#246;zlenen bir &#231;ocuk i&#231;in eğitimcinin y&#246;nlendirici rehberliğinin &#246;zel bir &#246;nemi vardır. Bu &#231;ocuklar kendilerini ifade etmede, oyuna ilk adımı atmada, başlanan bir oyunu bir d&#252;zen i&#231;inde s&#252;rd&#252;rmede ihtiya&#231; duydukları desteği eğitimcinin bu y&#246;ndeki y&#246;nlendirmelerinde bulacaklardır. </p>
<p><strong>&#199;ocuklarımıza Oyun ve Oyuncak Se&#231;erken Dikkat Etmemiz Gereken Noktalar</strong></p>
<p>Oyuncak kutusunda kilit olmamalı, ya da kendiliğinden kapanan ama &#231;ocuğunuza zarar vermeyecek bir mekanizma bulunmalı.    <br />Oyuncaklar &#231;ocuğun yaşına uygun olmalı.     <br />Kolayca kopup, &#231;ocuğun ağzına atacağı k&#252;&#231;&#252;k par&#231;aları olmamalı.     <br />Sivri u&#231;ları, kesici kenarları olmamalı.     <br />Parmaklarının sıkışabileceği ek yerleri olmamalı.     <br />G&#246;zlerine zarar verebilecek &#231;ıkıntıları olmamalı.     <br />&#199;ocuğunuza uygun b&#252;y&#252;kl&#252;kte ve ağırlıkta olmalı.     <br />Zehirsiz boyalarla boyanmış olmalı.     <br />Oyun değeri olmalı ve sadece yıkıcı deneyler yapmak i&#231;in kullanılmamalı.     <br />Oyuncaklar d&#252;zenli olarak g&#246;zden ge&#231;irilmeli, hasarlı ve kırık olanlar atılmalı.     <br />Dış alanlarda:     <br />Oyun alanının tabanı yumuşak, etrafı &#231;itle kaplı olmalı.     <br />Oyun alanından zehirli bitkiler temizlenmeli.     <br />Oyun ara&#231; ve gere&#231;leri yere g&#252;venli bir şekilde sabitlenmeli.     <br />Bozuk paralar, kibrit, &#231;akmak, sigara izmariti oyun alanında olmamalı.     <br />Mutfakta oyuncak bulunmamalı. </p>
<p>Kaynak : <a href="http://www.cocukpsikolojisi.net/">http://www.cocukpsikolojisi.net</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kucukadimlar.com/ocuk-sagligina-oyunun-katkisi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Okul &#214;ncesi D&#246;nem &#199;ocuğunun &#214;zellikleri</title>
		<link>http://www.kucukadimlar.com/okul-ncesi-dnem-ocugunun-zellikleri.html</link>
		<comments>http://www.kucukadimlar.com/okul-ncesi-dnem-ocugunun-zellikleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Sep 2009 16:06:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gul</dc:creator>
				<category><![CDATA[Veliler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sadikuygun.com.tr/index.php/okul-ncesi-dnem-ocugunun-zellikleri</guid>
		<description><![CDATA[ Okul &#246;ncesi d&#246;nemi &#231;ocuğun yaşamında gelişim hızının y&#252;ksek olduğu ve &#231;ocuğun kişiliğinin bi&#231;imlendiği en &#246;nemli d&#246;nemdir. Okul &#246;ncesi&#160; d&#246;nem &#231;ocuğun kişiliğinin temel yapısının oluşması a&#231;ısından ayrı bir yere sahiptir. &#199;ocuğun yaşamındaki insanlar arası ilişkilerin d&#252;zeyi, tepkileri, d&#252;ş&#252;nceleri, duyguları, korkuları, alışkanlıkları, olaylar karşısındaki tutumu, iyi veya k&#246;t&#252; huylar edinmesi bu d&#246;nemde belirlenmektedir.
&#199;ocukların gelişimlerini desteklemek amacı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img style="margin: 0px 10px 0px 0px" height="139" alt="1 (26)" src="http://www.kucukadimlar.com/wp-content/uploads/2009/09/1-2613.jpg" width="173" align="left" border="0" /> Okul &#246;ncesi d&#246;nemi &#231;ocuğun yaşamında gelişim hızının y&#252;ksek olduğu ve &#231;ocuğun kişiliğinin bi&#231;imlendiği en &#246;nemli d&#246;nemdir. Okul &#246;ncesi&#160; d&#246;nem &#231;ocuğun kişiliğinin temel yapısının oluşması a&#231;ısından ayrı bir yere sahiptir. &#199;ocuğun yaşamındaki insanlar arası ilişkilerin d&#252;zeyi, tepkileri, d&#252;ş&#252;nceleri, duyguları, korkuları, alışkanlıkları, olaylar karşısındaki tutumu, iyi veya k&#246;t&#252; huylar edinmesi bu d&#246;nemde belirlenmektedir.</p>
<p>&#199;ocukların gelişimlerini desteklemek amacı ile uzman ekibimiz tarafından mesleki teknikler kullanarak &#231;ocuğa ve aileye y&#246;nelik psiko-sosyal destekli &#231;alışmalar yapılmaktadır. </p>
<p>*Kendi adına d&#252;ş&#252;nebilmek ve karar verebilmek,   <br />*Kendine karşı ger&#231;ek&#231;i bir g&#252;ven duygusu i&#231;inde olmak,    <br />*Olumlu bir benlik değerini geliştirmiş olmak ve kendini sevmek,    <br />*Ger&#231;ek&#231;i bir &#231;evre algısına sahip olmak (&#214;rnek: &#199;evreyi d&#252;şmanca algılamamak),    <br />*İletişim kurma ve geliştirme becerilerine sahip olmak,    <br />*İstek ve ihtiya&#231;larını uygun bir yer ve zamana kadar erteleyebilmek,    <br />*Hataları ile y&#252;zleşmekten ka&#231;ınmamak,    <br />*Ben merkezci duygu, d&#252;ş&#252;nce, davranış bi&#231;imini aşmak (&#214;rnek: Sadece kendi isteklerini ger&#231;ekleştirme doğrultusunda davranmamak),    <br />*Anlık ve tepkisel davranmak yerine duygu ve d&#252;ş&#252;ncelerini muhakeme becerisini kullanarak ifade etmek,    <br />*Sosyalleşme ile ilgili donanmış olmak (&#214;rnek: Sıra kavramı, paylaşma v.s. ),    <br />*Yaşına uygun sorumlulukları alabilmek. </p>
<p>&#199;ocuklarımızın bu &#246;zellikleri kazanıp gelecekte sağlıklı bireyler olabilmeleri i&#231;in onlarla etkili bir iletişim kurmalı ve onların fiziksel, ruhsal ve zihinsel gereksinimleri karşılanmalıdır. Bu a&#231;ıdan okul &#246;ncesi eğitim olanaklarından yararlanıp, &#231;ocuklarımıza nitelikli ve yeterli zaman ayırabilir, sevgimizle onlara g&#252;ven kazandırabiliriz.</p>
<p>Kaynak : <a href="http://www.cocukpsikolojisi.net/">http://www.cocukpsikolojisi.net/</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kucukadimlar.com/okul-ncesi-dnem-ocugunun-zellikleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#199;ocuklarda Panik Atak</title>
		<link>http://www.kucukadimlar.com/ocuklarda-panik-atak.html</link>
		<comments>http://www.kucukadimlar.com/ocuklarda-panik-atak.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Sep 2009 16:05:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gul</dc:creator>
				<category><![CDATA[Veliler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sadikuygun.com.tr/index.php/ocuklarda-panik-atak</guid>
		<description><![CDATA[&#160; Panik atak kaygının endişenin motor ve fiziksel faaliyetlere yansımış şeklidir. D&#252;ş&#252;nce bi&#231;imleri tarafından harekete ge&#231;irilen kaygı aniden beliren bir takım fiziksel şikayetlerle kendini g&#246;sterir. 
Dolayısıyla panik atak birden beliren şikayetler ile kaygının diğer şekillerden farklıdır. Cocuklar da da g&#246;zlenebile panik atak şikayetleri yetişkinlerle aynıdır. Ancak aynı depresyonda olduğu gibi bu tanı &#246;ncesinde de &#231;ocugun [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img style="margin: 0px 10px 0px 0px" height="123" alt="1 (25)" src="http://www.kucukadimlar.com/wp-content/uploads/2009/09/1-253.jpg" width="173" align="left" border="0" />&#160; Panik atak kaygının endişenin motor ve fiziksel faaliyetlere yansımış şeklidir. D&#252;ş&#252;nce bi&#231;imleri tarafından harekete ge&#231;irilen kaygı aniden beliren bir takım fiziksel şikayetlerle kendini g&#246;sterir. </p>
<p>Dolayısıyla panik atak birden beliren şikayetler ile kaygının diğer şekillerden farklıdır. Cocuklar da da g&#246;zlenebile panik atak şikayetleri yetişkinlerle aynıdır. Ancak aynı depresyonda olduğu gibi bu tanı &#246;ncesinde de &#231;ocugun bu şikayetleri ebeveynlerinden g&#246;zlemleyerek &#246;grenip &#246;grenmedigini sorgulamak gerekir. Belirtiler: </p>
<p>&#183; hızlı nefes alıp verme    <br />&#183; terleme     <br />&#183; nefes darlıgı     <br />&#183; tıkanma hissi     <br />&#183; titremek ve ya sallanmak     <br />&#183; g&#246;guste sıkısma veya agrı     <br />&#183; mide bulantısı     <br />&#183; gercek dısı dusunceler veya kısılk dagılması     <br />&#183; kontrolu kaybetme korkusu     <br />&#183; olum korkusu soguk veya sıcak basması</p>
<p>bu sikayetlere ek olarak , </p>
<p>&#183; yogunlasan atakların kalıcı olacagını dusunme    <br />&#183; kontrolumu kaybedecegım , cıldıracagım dusuncelerinden kaynaklanan yogun endise duyguları     <br />&#183; ataklarla ilgili davranıslarda anlamlı degismeler </p>
<p>Cocuklar bu atakları yasaa korkusu y&#252;z&#252;nden okula gıtmek ve dıs mekanlara cıkmak istemezler, evde kalmayı tercih ederler. Dolayısıyla okul korkularının ardında bu tip sikayetlerin olup olmadıgı degerlendirilmelidir. </p>
<p>Bu sikayetlere sahip olan cocukların en kısa zamanda cocuk psikiyatristine goturulmeleri gerekir. Uzman aileyle beraber sikayetlerle nasıl baş edilebilecegini arastırır. </p>
<p>Kaynak : <a href="http://www.cocukpsikolojisi.net/">http://www.cocukpsikolojisi.net/</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kucukadimlar.com/ocuklarda-panik-atak.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#199;ocuklarda Anksiyete (Endişe)</title>
		<link>http://www.kucukadimlar.com/ocuklarda-anksiyete-endise.html</link>
		<comments>http://www.kucukadimlar.com/ocuklarda-anksiyete-endise.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Sep 2009 16:04:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gul</dc:creator>
				<category><![CDATA[Veliler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sadikuygun.com.tr/index.php/ocuklarda-anksiyete-endise</guid>
		<description><![CDATA[ &#199;evremizde tehlikeli birşeyler olduğunda ilk tepkimiz endişelenmek olur. Hoşa gitmeyen bir durum olduğunda bununla başa &#231;ıkmamızı sağlayan bir rol oynar.
Aşağıda yaşamın ilk yıllarındaki endişe kaynakları ve &#231;ocuklukta endişenin ortaya &#231;ıkışıyla ilgili bilgiler bulacaksınız.
Yapılan araştırmalar bebeğin anne karnındayken &#252;zg&#252;n, mutlu ve korku ifadeleri sergilediğini bulmuşlardır. Bebekler doğar doğmaz annenin sesini, kokusunu tanır ve tercih eder. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img style="margin: 0px 10px 0px 0px" height="122" alt="1 (21)" src="http://www.kucukadimlar.com/wp-content/uploads/2009/09/1-213.jpg" width="173" align="left" border="0" /> &#199;evremizde tehlikeli birşeyler olduğunda ilk tepkimiz endişelenmek olur. Hoşa gitmeyen bir durum olduğunda bununla başa &#231;ıkmamızı sağlayan bir rol oynar.</p>
<p>Aşağıda yaşamın ilk yıllarındaki endişe kaynakları ve &#231;ocuklukta endişenin ortaya &#231;ıkışıyla ilgili bilgiler bulacaksınız.</p>
<p>Yapılan araştırmalar bebeğin anne karnındayken &#252;zg&#252;n, mutlu ve korku ifadeleri sergilediğini bulmuşlardır. Bebekler doğar doğmaz annenin sesini, kokusunu tanır ve tercih eder. Bu durum, bebeğin ihtiya&#231;larını d&#252;zenlemesi i&#231;in, anneyi bir partner olarak kabul etmesine yardım eder. Bebekte endişeye yol a&#231;an &#246;ğeler daha &#231;ok temel ihtiya&#231;ları ile ilgilidir (doyurulmak, kucaklanmak, &#246;p&#252;lmek, altının değiştirilmesi..). Anne bu ihtiya&#231;ları d&#252;zenli olarak karşılayabildiğinde stres fakt&#246;rleri elemine edilmiş olur. Ancak ihtiya&#231;lar karşılanmazsa ilk endişeler ortaya &#231;ıkmaya başlar. Bebek &#231;evreye karşı g&#252;venini kaybeder. 12 aylık bir bebeğin ilişkilerinde bir hiyerarşi vardır; anne, baba, bakıcı, b&#252;y&#252;kanne ve b&#252;y&#252;kbaba. Onlardan ayrıldığında protesto ve diren&#231; ortaya &#231;ıkar. Ayrılık endişesi 18 ayda en &#252;st d&#252;zeydedir. &#199;ocuk b&#252;y&#252;k bir paradoks yaşar. Bir yandan anneden uzaklaşıp &#231;evreyi keşfetmek ister bir yandan da annesinin yanında olmak ister. Ondan hem yardım ister hem istemez. Ger&#231;ekte beklediği, uzaklaşıp keşfetmek istediğinde izin verilmesi ama d&#246;n&#252;p yardım istediğinde de anneyi yanında g&#246;rebilmesidir. Bu sağlanamazsa endişe duyabilir.   <br />B&#252;y&#252;yen &#231;ocuk doğru ve yanlış davranışları farketmeye başlar.Yaptığı bir hareketten dolayı anne babasının ona kızmasıyla onların sevgisini kaybettiğini d&#252;ş&#252;n&#252;r. Onun i&#231;in, ebeveynin kızması bunun bir kanıtıdır. Bilişsel sınırlılıkları vardır. Kızgınlığı sevgi kaybı gibi g&#246;r&#252;p endişeye d&#252;şebilirler. Bu nedenle kızgınlık sonrası duyguları konuşmak ve sadece davranışa kızıldığını ifade etmek &#231;ok &#246;nemlidir.</p>
<p>Yaşamın ikinci yılında tuvalet eğitimi endişeye neden olabilir. Baskılı eğitim &#231;ocuk i&#231;in &#246;nemli bir endişe kaynağıdır. Yine bu d&#246;nemde cinsiyet farklılıkları endişeye yol a&#231;abilir. Farkındalık 15 ay civarı gelişir ve iki yaş civarı artar.</p>
<p>&#199;ocuğun sahip olduğu ya da diğer cinsiyete g&#246;re sahip olamadığı şey onda endişe yaratabilir.</p>
<p>Ayrıca, </p>
<p>Ebeveynden sık ve uzun s&#252;reler ayrı kalmak,    <br />Ebeveynin, &#231;ocuğu kontrol etmek adına kullandığı şu tip s&#246;zc&#252;kler; &#8216;Eğer s&#246;z&#252;m&#252; dinlemezsen seni terk edeceğim&#180;, &#8216;Seni sevmiyorum&#180;,     <br />&#199;ocuğu eleştiren ifadeler; &#8216;Sen &#231;ok inat&#231;ısın, k&#246;t&#252;s&#252;n, aptalsın, beceriksizsin&#180;,     <br />&#199;ocuğun yaptığı bir şeyle ebeveynine zarar verdiğini d&#252;ş&#252;nmesine yol a&#231;an ifadeler; &#8216;Sen beni &#246;ld&#252;receksin&#180;, &#8216;Bana kalp krizi ge&#231;irteceksin&#180;     <br />Dayak gibi fiziksel cezalar,     <br />Ebeveynin &#231;ocuğun g&#252;venliği ile aşırı ilgilenmesi. Onun daha dikkatli olmasını sağlamak i&#231;in s&#252;rekli uyarması; &#8216;D&#252;şeceksin, yaralanacaksın&#180; gibi,    <br />Aşırı endişe ebeveynden &#231;ocuğa ge&#231;ebilir ve &#231;ocuk d&#252;nyayı tehlikeli bir yer olarak algılayabilir. &#199;ocuk i&#231;inden gelen keşfetme d&#252;rt&#252;s&#252;yle ebeveynden gelen mesaj arasında &#231;elişkiye d&#252;şer,     <br />Ebeveynin &#231;ocuğun bilişsel kapasitesiyle aşırı il gilenmesi.&#199;ocuğun bilgisini test etmek, s&#252;rekli bir şeyler &#246;ğretmeye &#231;alışmak &#231;ocukta performansı ile ilgili endişe yaratabilir,     <br />Ebeveynin &#231;ocuğun i&#231; d&#252;nyası ve duygularına aşırı dikkat etmesi. &#199;ocuğun ne hissettiğini, duygularını anlamaya &#231;alışması. Bu durumda &#231;ocuk sahip olduğu negatif hislerden dolayı endişe duyabilir. Şunu d&#252;ş&#252;nebilir; &#8216;Ben &#252;zg&#252;n, mutsuz olduğumda ailemde mutsuz oluyor. Benden beklenen hep mutlu olmam&#180;</p>
<p>Kaynak : <a href="http://www.cocukpsikolojisi.net/">http://www.cocukpsikolojisi.net/</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kucukadimlar.com/ocuklarda-anksiyete-endise.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

